tren garı

Hayalimdeki Tren Garı

Kendini hep buharlı trenlerin durduğu; insanların heyecanla, hüzünle, merakla beklediği o siyah tren istasyonlarında hayal ederdi.

Her şey siyah ve beyaz tonlarında, onun ise yürüdükçe tak-tuk diye ses çıkaran ayakkabıları kırmızı. Bu tak-tuk seslerini çok sevdiği için ,tren gelmeden, sanki bir beklediği varmış gibi bir o tarafa bir bu tarafa sabırsızlıkla yürüyordu. Tabi bir de fötr şapkası olmalıydı. Bukle bukle saçları şapkasının kenarından çıkınca hoş görünür diye düşünüyordu. Aynı zamanda hayal ettiği o dönemlere de uygun giyinmesi gerekiyordu, hayalindeki insanların dikkatini çekip şüphelenmemeleri için.

Herkes bekliyor, ya gitmek için ya da gelecekler için.
O neyi bekliyordu sahi? Hayal kurarken bir ayrıntıya takılıp kalmayı hiç sevmezdi, hızlıca karar vermek adına trenden inecek o yalnız adamı beklerim ben de, dedi.

Tren geldi. Telaşla binenler,
Bir hayli yorgun inenler.
Garip,
Doğum ve ölüm gibiydi sanki.

Uzaktan gördüğü deri bavulu olan adamın yalnız olduğunu göz göze gelir gelmez hissetmişti.
Kalabalıklardan izini kaybetmemek adına insanların sağından solundan kafasını çıkarıp, yürüyordu hızlıca. Adam oturdu bir köşeye. Ben de yanına otururum diye düşünürken kadın, adam kahverengi deri bavulunu yanına koydu. Yine de yanına oturabileceğine inanıp gitti kadın, yer vermesini bekliyor gibi yüzüne gülümsedi. Adam hiç oralı olmadı. Kadın ” İki cümle kayınız efendim, benim de söyleyeceklerim var.” Adam sanki bunu söylemesini bekliyordu.

-Elbette elbette sizlerin her zaman söyleyeceği bir şeyler var. Ya birini şikayet eder durursunuz ya översiniz. Bitmez hiç söylecekleriniz, dinlemeye hiç sıra gelmez, (kendi kendine gülerek) benim tam da şu an yaptığım gibi. Bencil insanoğlu, başkasının derdinden kime ne? Dinlermiş gibi yaparlar, ertesi gün ne yiyeceğini düşünürken. Dinlermiş gibi yaparlar, aldığı kıyafetin aslında kendisine çok da yakışmadığını düşünürken. Dinlermiş gibi yapar insanlar, kendi dertlerini anlatacağı zaman nelere değinmeyi unutmaması gerektiğini düşünürken. Ama çok içten bu insanoğlu. En azından tüm bunları düşünürken bakışları ile belli ederler.

Hüznümü paylaştım,
Anlamadılar.
Hüznümü terk ettim,
Ayıpladılar.
Hüznümle birlikte terk ettim,
Unuttular.

Tren gitmişti. Kadın o soğuk ve kimsesi kalmamış tren istasyonunda bir kahkaha attı, yankılandı sesi. Adam şaşkınlıkla sordu, neye gülüyorsunuz yahu?

Kadın bu sessizlikte ayakkabılarının sesini tekrardan duyup mutlu olabilmek adına yürümeye başladı.

“Kendi kurduğum hayaldeki yalnız adamın sözlerine gülüyorum efendim, sözlerinize.”

Konuk Yazar: Aparecium

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

Sen De Sevebilir Misin?

Bir kere yıkıldı mı hayallerin kalbin kırılmaz aslında, kırıklar birer ufak cam parçaları gibi küçük küçük

Bazı Şeyler Yazılmaz

Hepimiz yazıyoruz; farklı şekillerle, farklı sebeplerle. Bilmiyorum kaç kişi kendini yeterli görüyor. Hep bir doyumsuzluk yaşıyorum