sci hub

İnternette Her Bilgi Mevcutsa ‘Hocalara Gerek Yok’ Yanılgısı

Öğretmenlerin/üniversite hocalarının artık hiçbir anlamı olmadığı ve her şeyin internette bulunabileceğini çokça duymuşsunuzdur. Hatta 21. yüzyılda öğrenci olanlardan iseniz bunu öne sürerek ders anlatmayan üniversite hocalarına da denk gelme olasılığınız oldukça yüksektir.

İnternet ağının icat edilmesiyle birlikte dünya hiç olmadığı kadar değişti. Eskiden yalnızca teknik amaçlarla kullanılan internet, kişisel bilgisayarların evlere girmesi ve Web 2.0 teknolojileriyle birlikte bireylere nüfus etti ve bireyin değerini arttırdı. Artık insanlar internet üzerinden toplantılar düzenleyebiliyor, kendilerine bir çevre yaratabiliyor, fikirlerini hiç tanımadığı yüzbinlerce insana ulaştırabiliyor ve yüz yüze gerçekleşmek zorunda olan her şey artık internet üzerinden yapılabiliyor.

Ancak binlerce kilometre uzaklıktaki kütüphanelerde ömür çürüterek alabileceğiniz kitapları artık tek tık ile bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz. Hatta bilginin satılamaz ve özgürce dolaşması gerektiğini düşünenlerden iseniz birçok internet sitesi aracılığı ile (sci-hub, libgen, z-library ve hatta daha da ileri gidenler için Internet Archive gibi siteler üzerinden DRM kırma işlemleri gibi) her şeye ücretsiz erişebilmeniz mümkün. Kısacası bir konunun dünya çapında otoriter kitabına anında ulaşabileceğiniz gibi dünya çapındaki bilimsel bir araştırmanın verilerine de tek tıkla ücretsiz ulaşabilirsiniz. Bunu bilen okul hocaları ise bundan dolayı artık her bilginin internette olduğunu ve kendi anlattıklarının pek bir anlamı olmadığını ivedilikle söylüyorlar. Ancak işler hiç de öyle değil.

Johannes Gutenberg’in matbaa devrimini başlatarak insanlık medeniyetini ileriye taşıdığı ve bilgiyi hızlıca çoğaltıp yayabilmesini sağladığı 1447 yılından bu yana dünyada her yıl bir insanın hayatı boyunca okuyabileceğinden çok daha fazla kitap basılıyor. Google’ın dünyadaki veritabanlarını tarayarak tüm kitapları elektronik ortama geçirmek üzere sürekli çalıştığını biliyoruz. Google’a göre 2010 yılında dünyadaki toplam kitap sayısı yaklaşık 130 milyon adete ulaşmıştı. Fakat sakın bundan ibaret sanmayın. Artık bilgi sadece kitaplar üzerinden ilerlemiyor. Milyonlarca internet sitesi (mesela bir tanesi Parlak Jurnal) veya milyonlarca makale de yayımlanıyor. Dünya çapında bilimsel dergileri kapsayarak oluşturulmuş bir veri tabanı olan SCIMAGO’ya göre 2019 yılında dünyada 4.181.955 adet makale yayımlanmış. Hatta bu makaleler 2019 yılında toplamda 1 milyar 124 milyon atıf almış. Bilginin ve döngünün büyüklüğünü hayal edebiliyor musunuz? Hayal edebilmek mümkün değil.

Her ne kadar Paleolitik Çağ’daki doğumda ortalama yaşam beklentisinin 33 yıl olduğuna yönelik çalışmalar bulunsa da (bu makale ücretli olmakla birlikte yazının ruhuna uygun olarak sci-hub linkiyle verilmiştir) 2016 yılına ait Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre günümüzde doğumda ortalama yaşam beklentisi 72 yıl olarak bulunmuştur. Dünya bir bilgi yığını haline geliyorken ve dünyada yayımlanan birçok makaleyi ancak kendi yazarları ve dergi editörleri okuyabiliyorken bilgi her yerde diyerek kenara çekilmek ne kadar mantıklı? Bir üniversite öğrencisi hangi bilgiyi nereden ve nasıl alacağını biliyor mu?

Son bir asırdır giderek daha da kaotik bir bilim literatürü yaratılan dünyada, bana kalırsa hiç olmadığı kadar üniversite hocaları, lise öğretmenleri değerlenmiş olmalıydı. Zira bu kadar bilgi içerisinde, ancak gerçek bir öğretmen karşısındakine doğru bilgiyi doğru zamanda ve doğru şekilde verebilir. ‘İnternette her bilgi mevcut’ diyen hoca, milyarlarca bilgi yığını arasında öğrenciyi ancak doğru ve ona uygun olanı göstererek eğitebilir.

Öğretmen kavramı insanlık tarihi kadar eski olup günümüzde de hiçbir şekilde anlamını yitirmemiştir. Her bilgi internette var diyerek lafı geçiştiren ve sadece “yol, yöntem” gösterdiğini iddia eden üniversite hocaları/öğretmenler öğrencilerine karşı çok büyük bir kötülük işliyorlar. Zaten yol ve yöntem de öğretemiyorlar. Aranılan ve öğrenilmek istenen bilgiyi seçip bulabilmek de bir akademik yeterlilik unsuru olup, ne yazık ki öğrenciler çoğu zaman bundan mahrumdur. Sanıyorum akademisyenlerin de büyük bir çoğunluğu bu mahrumiyet zincirine dahildir…

Dipnot: Gutenberg matbaası

Çeviri yazılarım tamamıyla benim fikrimi yansıtmayabilir. Genellikle, dünyanın Türkiye'ye olan bakış açısını gösterebilmek amacıyla çeviri yapıyorum.
Eleştirilerinizi ve fikirlerinizi yazıların altındaki yorum kısmına yapabilir veya iletişim sayfasından mail atabilirsiniz.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Eleştiri Kategorisinde Son Yazılar

Bir Kelam Bin Dert Nedir?

Geçenlerde canım sıkılmış ve internette komik videolar izlemeye, boş boş eğlenmeye, öylesine kahkahalar atmaya koyulmuşken kendimi

Gizli Bencillik – Taht Tutkusu

Yazı başlığım iddialı olabilir amma velakin* geçmişten günümüze sıkça okuduğumuz, gördüğümüz ve duyduğumuz bir şey, bir

Passengers – Uzay Yolcuları

 Guardians of Galaxy filminden tanıdığımız Chris Pratt ve The Hunger Games filmlerinden tanıdığımız Jennifer Lawrence'ı bu