karaciğer apsesi

Özet Patolojiler 1 – Karaciğer Apseleri

Kategori: Bilim

Bir seri olarak başlamayı planladığım özet patolojilerin birinci yazısı gastroenteroloji ve genel cerrahi ders notlarından hatırladığımız karaciğer apseleri. Amaç detaylı bilgi vermek değil akılda kalması gereken noktaları hatırlatarak genel bilgiler vermektir.

Karaciğer apseleri ilk kez Hipokrat zamanında tanımlanmış eski bir hastalık grubudur. Bu dönemden günümüze gelirken özellikle 20. yy’ da etiyoloji, tanı ve tedavisinde önemli ilerlemeler olmuştur. Karaciğer apseleri temelde  pyojenik ve amebik olarak ikiye ayrılır.

Pyojenik Apseler

Pyojenik apselerin kaynağı %31-45 safra kesesi ve safra yolu hastalıklarıdır. Diğer nedenler sıklığına göre sıralanırsa portal ven yoluyla yayılım, hematojen yayılım, doğrudan yayılım ve kriptojenik/kist hidatiktir. Hematojen yayılım portal ven veya hepatik arterle olur. Divertikülit, apandisit ve benzeri intraabdominal enfeksiyonlar pileflebite yol açarak karaciğer apsesi yapar. Bakteriyemiye neden olan enfeksiyonlar (pnömoni, endokardit, osteomyelit, otitis media…) hepatik arter yoluyla karaciğerde pyojenik abseye yol açabilir. Bunun dışında komşu bölgelerdeki enfeksiyonlar da doğrudan karaciğere yayılarak apse yapabilir. Ayrıca bir kısım apse kriptojeniktir.

Pyojenik apsenin en sık belirtisi ateş, karın ağrısı, iştahsızlıktır. Bir kısım hastada gece terlemesi, öksürük, kilo kaybı, sağ plörezi olabilir. En sık klinik bulgular ise Hepatomegali ve duyarlı karaciğerdir. Hastada sarılık genellikle olur. Daha nadir asit saptanabilir.

Laboratuvar parametrelerinde lökositoz. Anemi, hipoalbuminemi sıktır. Özellikle ALT (alkalen fosfotaz) ve GGT (gama glutamil transpeptidaz) yüksektir.

Abseler soliter veya multipl olabilir. Soliter abseler genelde sinsi seyirlidir. Multipl abseler akut ve toksiktir. Abseler genelde sağ lobtadır.

Gram 8-9 aeroblar sıklıkla izole edilir. İlk sırada E.coli vardır ancak çoğunda patojeniteden birden fazla mikroorganizma sorumludur. Dolayısıyla kültür önemlidir.

Tanıda ilk basamak klinik şüphe olmakla beraber mutlaka ilk basan-makta USG bakılmalıdır. Apseler hakkında detaylı bilgi için( lokalizasyon ve sayı) BT’ den yararlanılır.son zamanlarda tanı için MR kullanılmaya başlansa da üstünlüğü ortaya konulamamıştır.

Tedavinin temeli antibiyoterapi, BT veya USG eşliğinde drenaj-cerrahi ve nedene yönelik tedavinin planlanmasıdır.

Amebik Apseler

Amebiasis, Entamoeba histolytica nedenli enfeksiyon sonucu gelişir. İntestinal mukoza invazyonu sonucu portal kan ile parazitler karaciğere ulaşır. Amebiasisli hastaların %3-9 ‘unda apse gelişir.

Klinik bulguları pyojenik apse ile aynıdır. Şikayetler birkaç hafta sürer. Erkeklerde sıklık 3-10 kat fazladır. Komplikasyon (bronkoplevral fistül, ampiyem, plevral effüzyon…) amebik absede daha sıktır.

Laboratuvar parametrelerine bakılırsa normokrom normositer anemi ya da mikrositer anemi görülür. Lökositoz ve yüksek sedimentasyon hızı vardır. Alkalen fosfotaz ve serum albümin düşük bulunur.

Amebik pyojenik ayrımı en iyi seroloji ile yapılır.indirekt hemaglutinasyon ve gel difüzyon presipiti en duyarlı ve özgül olanlardır.

Amebik apse şüphesinde tedaviye hemen başlanmalıdır. Metranidazol* ile başlanan tedaviye 4-5 günde klinik yanıt oluşur. 7-10 günde apsede küçülme saptanır.

  • Günde 750 mgx3 dozunda 10 gün oral

Metronidazol yanıtından sonra drenaj-cerrahi sıklığı azalmıştır ancak hala kullanılması gereken durumlar vardır. Peruktan aspirasyon tanıda da yardımcıdır.

Kaynak: Temel Cerrahi El Kitabı ( İskender Sayek)

Baharı beklerken kendi hikayemi biriktiyorum. Bu bekleyişte durmak yok; birbirine doladığım kollarımı çözdüm ve adımlarıma ritm kazandırmaya çalışıyorum. Beklenen bahar geldiğinde onu tanıyabilmek umuduyla yazıyorum.

2 Yorum

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*