Uyurgezer Parazitlerin Genomu Çözüldü!

Kategori: Bilim

Daha bu ay yaptığı çalışmalarla gündeme oturan şu anda Amerika’da MIT’ de çalışan Nil Güral’ın sıtma üzerine yaptığı çalışmalar üzerine bomba gibi bir haber düştü tıp literatürüne: Plazmodium falciparum ‘un genomu çözüldü!

Anofel türü bir sivrisinek sıtma hastası bir bireyden gelir ve kanını emer. Sıtma hastalığı parazit yoluyla oluşan bir hastalıktır. Haliyle bu kanla birlikte parazitleri de toplar. Sıtmaya neden olan parazitik türlerden en meşhurları ise ‘Plasmodium vivax ve Plasmodium falciparum’. Fakat bunlardan öyle birisi var ki tam bir ölümcül makinedir, sıtma kaynaklı ölümlerin ise yaklaşık %90’ını oluşturmaktadır: Plasmodium falciparum. Adından belli zaten falçata felan…

Aynı anofel sineği başka bir insana gider ve pıt diye sokuverir. Haliyle emdiği ne kadar parazit varsa yeni bireyin kan yoluna bir zehir ikmali misali yollayıverir. İşte esas hikâye sizin için burada başlamıştır.

sıtma

 

Vücudunuza sizi rahatsız eden sineği kovalama mücadelesi verirken hiçbir tereddüt göstermeden aldığınız sıtma parazitleri mükemmeliyetçi bir görev arz ederek ilk görev yeri olan karaciğere gider ve hepatositlerinizi (karaciğer hücresi) enfekte eder. Parazit -ki bu eğer Afrika’da iseniz en sık P. falciparum yahut Güneydoğu Asya’da iseniz P. vivax – Bir şekerleme edasıyla karaciğerinizde büyürken hiçbir hastalık belirtisi vermez. Kırılma noktası da burasıdır zaten.

Bunun anlamı şudur ki: Sen saatler sonra sıtmadan dolayı yüksek bir ateş (en önemlisi), titreme, terleme, baş ve kas ağrılarının olacağından haberdar değilsin.
Karaciğerde büyüme sürecini tamamlamış olan parazit, artık acemi birliğinden ayrılır ve kana karışır. Şimdi de sıra kan hücrelerini enfekte etmektedir. Kan hücrelerinin içerisine girerek görevini iyi bir şekilde yapan parazitler bu aşamada belirti vermeye başlar.

Ancak her parazit de kana çıkmaz, karaciğerde kalmaya devam eder. Bir nevi inaktif kalır ve uyumayı seçer! İşte bu uykucu ve destek birliği vazifesindeki parazitlere ‘hipnozoit’ adı verilir.
Bu hem karaciğerde gezen hem de uykusundan taviz vermeyen parazitler, hastanın kanındaki tüm parazitler ilaç ve diğer yardımcı tedavilerle öldürülse dahi aylar, yıllar sonra gayet neşeli bir günde bir anda uyanıverip sizi yeniden hasta edebilir!

Bu aşamada P. vivax üzerindeki çalışmalarla öne çıkan gururumuz Türk araştırmacı biyomedikal mühendisi Nil Güral sıtmayı tamamen ortadan kaldırabilmek kandaki parazitlerle beraber hipnozoit parazitleri de yok etmeyi planlıyor. Tabi bu konuda araştırma yapabilmek için insan karaciğerine de ihtiyaç var. Güral, vücut dışında normal şartlarda 2-3 gün yaşaması beklenen karaciğer hücrelerini geliştirdiği kültür sayesinde 4-6 haftaya kadar yaşatmayı başardı. Kültüre sıtma paraziti konulduğunda ise parazitin karaciğer hücresini arayıp bulup, enfekte ederek insan vücudundaki gibi bir davranış sergilediği ve büyüme evrelerinden geçtiği de izlenildi. Güral bu konuda makalesini ise 14 Mart 2018’de Cell Host And Microbe Journal’de yayınladı.

Böylece ilk defa uyuyan parazitler, insan vücudu dışında uyutulmuş oldu. Güral bu konuyla ilgili röportajda “Şimdi onların gelişimlerini çalışabilir, yok edecek değişik ilaçlar test edilebilir. Bunları yapmaya başladık bile. Eğer sıtmayı tamamen ortadan kaldırmak istiyorsak o zaman bu uykudaki parazitleri öldürmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor” dedi.

Malum gururumuz Güral’ın P. vivax üzerinde yaptığı çalışmalara değinmişken gündeme bomba gibi düşen yeni bir gelişme de yaşandı. Bilim adamları en ölümcül sıtma paraziti, P. falciparum ’un çözdüklerini açıkladı.

Tampa’daki University of South Florida’daki bilim adamlarının yaptığı araştırma ile sıtma nedeni olan P. falciparum ‘un toplamda 6.000 geninin büyük kısmını susturabilecek bir teknik geliştirdi: PiggyBac mutagenez.

Science dergisinde yayınlanan araştırmada özellikle karşılıklı komşu olan adenin ve timin nükleotidlerini hedeflediklerini söyledi. (Hatırlarsınız 2015 Nobel Kimya ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar da yaptığı araştırmalar sonucu DNA hasarlarının özellikle adenin ve timin nükleotidleri üzerinde olduğunu ve bu konuda çalıştıklarını söylemişti.)

Araştırmacıların P. falciparum’ un genomunun dört DNA yapıtaşlarından en çok adenin ve timin olmasından dolayı susturma işlemini bu nükleotidler üzerinde yaptıklarını belirtti. Böylelikle genlerin tamamı olmasa da büyük çoğunluğunu etkisiz hale getirdi.

PiggyBac mutagenez adını verdikleri bu teknik, parazitin genlerinin tamama yakınının şifresini çözebilmeyi ve moleküler altyapının anlaşılmasıyla birlikte yeni aşı ve ilaç tedavilerine beraberinde önleyici tedavide büyük bir adım olduğunu şimdiden bize gösteriyor.

Bu çalışmaların ardından National İnstitutes of Health araştırma ekibi yaklaşık 2600 genin sadece parazitin büyümesi ve antimalaryal (sıtmayı önleyici) ilaçlara direnç göstermek için sahip olduğu zorunlu genler olduğunu belirtti.

Gerisini siz düşünün.

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*