92. Akademi Ödülleri: Hollywood Sinemasından Dünya Sinemasına

/
11

9 Şubat 2020 akşamı Hollywood Dolby Tiyatroda, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından 92.si düzenlenen tören ile, sinema dünyasının en prestijli ödülü olarak bilinen Akademi (Oscar) ödülleri dağıtıldı. Adaylar açıklandığından beri hemen herkes ödüllerin kime gideceği hakkında tahminlerde bulunmuştu. Ancak önce 19 Ocak tarihinde düzenlenen SAG (Screen Actors Guild) ödül töreninde, sonrasında geçen hafta İngiliz Sanat Akademisi tarafından düzenlenen BAFTA ödül töreninde verilen ödüller dolayısıyla Oscar ödüllerinin de fazla sürprizi kalmamıştı. Zaten en iyi erkek oyuncu ödülü alan Joaquin Phoenix, en iyi kadın oyuncu ödülü alan Renee Zellweger, en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü alan Brad Pitt ve en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü alan Laura Dern her üç törende de aynı ödüllerin sahibi oldular. Bu açıdan bakarsak fazla şaşırmadık denilebilir. Ancak bir film vardı ki geceye damgasını vurmakla kalmayıp belki de sinema dünyasında bir devrin kapanmasına yol açtı. Bu film bildiğiniz üzere Bong Joon-ho tarafından yazılan ve yönetilen “Parazit (Parasite)” filmi.

Parazit, 6 dalda Oscar adayıydı ve 4 dalda ödül kazanmış oldu. Her ne kadar otoriteler ‘film gerçekten bu kadar ödülü hak ediyor muydu yoksa yalnızca şişirilmiş bir balon mu’ diye tartışsalar da, ödülün bir ‘ilkler’ yığını olduğu gerçeğini es geçemeyiz. Örneğin; Güney Kore bu filmle ilk kez Oscar ödülüyle tanışmış oldu. İlk kez yabancı dilde bir film, en iyi film ödülü aldı. Ayrıca ilk kez bir film; hem en iyi film, hem de en iyi yabancı film ödülünü almış oldu. Bu açıdan Parazit’in, filmin arkasındaki adam Bong Joon-ho’nun ve dolaylı olarak Güney Kore sinemasının Oscar’da tarih yazdığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Peki neden Netflix’in Evlilik Hikayesi ve İrishman, Tarantino’nun Bir Zamanlar Hollywood’da filmleri beklenen performansı gösteremediler? (Hatta on dalda aday olan İrishman, ünlü yönetmeni Scorsese ve efsane kadrosuna rağmen bir tane bile ödül alamadı!). Üstelik en iyi film ve en iyi yönetmen dallarında Amerikan menşeili çok güçlü adayların varlığı da söz konusuydu. Buna rağmen Parazit’in ödül avcılığına soyunması Hollywood sinemasının, yavaş yavaş bir ‘dünya sineması’ gerçeğinin ortaya çıkmaya başladığını fark etmesine sebep olacaktır. Evet belki bir zamanlar bütün dünyayı etkileyerek tarz yaratan ve sinemayı elleriyle yoğuran Amerikan ekolü artık çok güçlü rakiplere sahip. Kaldı ki her yıl yabancı film dalında ödül alan filmlerin ne kadar farklı ve özgün senaryolara sahip olduğunu görüyoruz. Zannediyorum küreselleşme, “özgün senaryolara” olan ihtiyacı ve toplumun farklı şeyler görme hevesini beraberinde getirdi. Akademi de bunu fark etmiş olmalı ki Joker, Bir Zamanlar Hollywood’da ve İrishman gibi filmleri Parazit’e değişmedi. Ancak buradan Joker filminin kötü bir film olduğu sonucu çıkartılmamalıdır. Zira Joker’de son zamanların en kaliteli performans oyunculuğunu izledik. Fakat bu başarı, filmin başarısı mıydı yoksa Joaquin Phoenix faktörü ve Joker karakterinin geçmişten beri süregelen şöhreti olmasaydı, film bu sükseyi sağlayabilir miydi ben bilmiyorum lakin Akademi biliyor olmalı ki ödülü içleri kan ağlayarak da olsa kendi topraklarının evlatlarına veremediler.

Her ne kadar Akademinin Kuzey Kore’ye göz dağı vermek amacıyla Güney Kore reklamı yaptığı yönünde bazı iddialar bulunsa da, bu tarz spekülasyonlar her yıl zaten gündeme gelmektedir. Ancak ne olursa olsun sinema bir bilim değil sanattır. Doğal olarak sanatsal zevkler subjektiftir. Ödüller Akademinin kriterleri doğrultusunda ortak kanaatle verilir. Herkesin gönlüne göre ödül verilmesi zaten imkansızdır. Bütün bunlar bir yana; bizi çok seven, bizim de dizilerini, kültürünü severek takip ettiğimiz kardeş ülkelerimizden Güney Kore’nin ödül alması elbette bizleri de çok mutlu etti. Hatta bu ödül vasıtasıyla Türkiye’nin de bir gün o sahnede boy gösterebileceği yönünde umutlarımız yeşerdi çünkü son zamanlarda ismi talihsizliklerle anılmaya başlanan Akademi bu gece ayrıca güven tazelemiş oldu. Belli mi olur, bakarsınız gelecek yıl da törene damgasını vuran ülke, Türkiye olur.

Belli başlı kategorilerde alınan ödülleri özetleyecek olursak;

EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ:

  1. The İrishman
  2. Joker
  3. Marriage Story
  4. Ford v Ferrari
  5. Parazit
  6. Jojo Rabbit
  7. 1917
  8. Once Upon a Time in Hollywood
  9. Little Women

EN İYİ ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜ:

  1. Leonardo DiCaprio (Once Upon a Time in Hollywood)
  2. Adam Driver (Marriage Story)
  3. Antonio Banderas (Pain and Glory)
  4. Jonathan Pryce (The Two Popes)
  5. Joaquin Phoenix (Joker)

EN İYİ KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ:

  1. Scarlett Johansson (Marriage Story)
  2. Renee Zellweger (July)
  3. Charlize Theron (Bombshell)
  4. Cynthia Erivo (Harriet)
  5. Saorise Ronan (Little Women)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜ:

  1. Anthony Hopkins (The Two Popes)
  2. Brad Pitt (Once Upon a Time in Hollywood)
  3. Tom Hanks (A Beautiful Day in the Neighborhood)
  4. Al Pacino (The Irishman)
  5. Joe Pesci (The Irishman)

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ:

  1. Scarlett Johansson (Jojo Rabbit)
  2. Margot Robbie (Bombshell)
  3. Kathy Bats (Richard Jewell)
  4. Florence Pugh (Little Women)
  5. Laura Dern (Marriage Story)

EN İYİ YÖNETMEN ÖDÜLÜ:

  1. Todd Phillips (Joker)
  2. Quentin Tarantino (Once Upon a Time in Hollywood)
  3. Bong Joon-ho (Parasite)
  4. Martin Scorsese (The Irishman)
  5. Sam Mendes (1917)

EN İYİ FİLM MÜZİĞİ ÖDÜLÜ:

  1. Joker
  2. Star Wars: The Rise of Skywalker
  3. 1917
  4. Little Women
  5. Marriage Story

Yaşamak; sonsuzdan beri, koskoca bir tekâmül
Sorulacak tüm sorular kim olduğuma dair
Sahi sayılır mı hiçlik, kaça eder tekabül?
Aramaktayım kendimi, ne gezginim ne şair...

11 Comments

  1. Öyle çok film izleyen birisi değilim. Filmlere dair ciddi eleştiriler veyahut tahliller yapabilecek kadar tecrübeli de değilim. Fakat Parazit filminin Oskar ödülü almasına çok şaşırdım. Parazit filmini izledikten sonraki ilk yorumum “bir Türk filminden hiçbir farkı yoktu” idi. Filmde birçok açıdan akla mantığa sığmayan dramatik tezat örüntüleri, zenginler ve fakirler, acı ve neşe vardı. Bunlar bizim her Yeşilçam filmimizde var. Şahsıma göre oldukça vasat bir film olan Parazit’in neden Oskar aldığını gerçekten anlayabilmiş değilim. Filmde izleyiciye yönelik sürekli saçma sürprizler olduğu için mi? Yani bu bir filmi iyi yapar mı bilmiyorum. Sanırsam ben film değerlendirme işinden pek anlamıyorum. Fakat beğenmediğim bir filmken ve yok olup gideceğini düşündüğüm bir başka film olduğunu düşünürken Oskar almış olması beni şaşırttı. Yazı için teşekkürler 🙂

    • Sevgili Nihat; yorumunuz için teşekkür ediyorum. Evet, Parazit filmi öyle çok iddialı bir film değildi aslında. Zaten yapılan eleştirilerden biri de, madem yabancı filmler de En İyi Uluslararası Film Ödülü alabilecekti, ilk defa bu filmle mi olmalıydı şeklindeydi. Fakat şunu göz ardı etmemek gerekir ki filmler incelenirken oyunculukların yanı sıra hem sahne/sekans çekimleri (ki bu yönetmenni becerisidir) hem de içerik/senaryo özgünlüğü ve tutarlılığı (ki bu da senaristin becerisidir) incelenmektedir. Parazit senaryosu bakımından aslında herkesin aklına gelebilecek ama kimsenin yazmadığı bir senaryoya sahip. Ayrıca Türk filmlerinde de bu tarz konular var evet ama Parazitte konunun ayrıca işlenmesi ve sekanslara gömülmesi de son derece başarılı tasarlanmış. Yine filmde bazı sahnelerde metaforlar ve göndermeler de var. Topluca bakarsak sanırım Parazit’in en büyük şansı bu yıl (Joker dışında) çok güçlü bir rakibinin olmamasıydı.

      • Tabi ki olay sadece filmin konusu değil fakat yönetmenin kendisi zaten ödül almış. Benim takıldığım nokta, bu filmin en iyi film ödülü alması oldu. Bana kalırsa içeriğin özgünlüğü ve tutarlılığı yok denecek kadar azdı. Özgünlüğün olmayışını bir kenara bırakıyorum lakin tutarlılık bu işin neresindeydi anlamak mümkün değil. Sırasıyla tüm bir aile bir başka ailenin çalışanı olarak işe giriyor ve kimse bunun farkında değil. Konunun işlenmesinde bir mantıklı olay örgüsü tasarlanmış ve onun üzerinden gidilmiş. Fakat bunun bir başarı olup olmadığından şüpheliyim. En azından benim gözümde Oskarlık hiçbir değeri yoktu. Lakin dedğim gibi, ben çok da filmlerden anlayan birisi değilimdir. Bir daha Joker’deki oyunculuğu izlemek isteyebilirim, fakat Parazit’i bir kez daha izlemeyeceğim…

        • Sevgili Nihat; büyük lokma ye büyük konuşma :))
          Şaka bir yana elbette bende filmi ya da Akademiyi eleştirecek konumda değilim ancak şahsi fikrim rakipleriyle mukayese edince film hiç de fena değil, Oscar alacak kadar iyi mi orası hakikaten tartışmaya açık.

          • Bir toplantımızda beni zorla bağlayıp filmi izlettirmezsiniz umarım 🙂
            Mukayese yapacak kadar diğer aday filmleri seyretmedim. Herhalde “Topluca bakarsak sanırım Parazit’in en büyük şansı bu yıl (Joker dışında) çok güçlü bir rakibinin olmamasıydı.” yorumuna dolaylı yoldan katıldığımı söyleyip bu konuyu kapatmalıyım. Fakat anladığım kadarıyla, bu konu farklı mecralarda oldukça tartışılacak.

  2. O kadar güzel anlatımınızdan sonra parazit filmini izlememek olmaz sanırım. Güney Kore yapımı filmleri severim ve kendi kültürümüze az çok yakın bulurum. O yüzden Güney Korenin kazanmasına da çok sevindim. Yazı için teşekkürler. Kaleminize sağlık.

  3. Scarlett Johansson (Jojo Rabbit) ‘a ödül gitmemesi gerçekten üzdü. Bunun dışında dağıtılan ödüllerin gayet doğru tercihler olduğunu düşünüyorum.

    • Scarlett Johansson iyi bir oyuncu fakat hep Marvel filmleriyle ön plana çıkıyor. Bence oradaki performansı da çok çok iyi değildi. Belki Akademi biraz daha kendisini kanıtlaması gerektiğini düşünmüştür.

  4. Parazit’e bu kadar ödül gideceği belliydi zaten. Ama Amerikan film tarihinde Kore yapımı bir filme bu kadar ödül çıkacağı kimse tarafından kestirilemedi.

    Joker’e de bu kadar ödül gideceği belliydi. Her ne kadar ben durgunluğu yüzünden (bana göre tabi) beğenmesem de başkaları tarafından çok beğenilmesini gayet iyi anlıyorum. Bir kötünün filmi ha. Çok ilginç.

    Aslında bakarsanız Star Wars’tan Darth Vader’ın ve Powerpuff Girls’ten Mojo Jojo’nun da derinlikliklerinde Joker ile benzer durum var. Kim kötü doğuyor ki zaten.

    Elinize sağlık.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Eleştiri Kategorisinde Son Yazılar

Hepimiz Yorgunuz

     Yorgunum biraz. Umutlarım ve hayallerimden yapılı kanatlarım kırık. İçimdeki çocuk, hiç büyümeyeceğini düşündüğüm o çocuk

Bir Kelam Bin Dert Nedir?

Geçenlerde canım sıkılmış ve internette komik videolar izlemeye, boş boş eğlenmeye, öylesine kahkahalar atmaya koyulmuşken kendimi

Passengers – Uzay Yolcuları

 Guardians of Galaxy filminden tanıdığımız Chris Pratt ve The Hunger Games filmlerinden tanıdığımız Jennifer Lawrence'ı bu