Her Köz Ateş, Her Kadın Gönlüne Güneş Olmaz. Önce ..!

in Edebiyat Yazar:

  “Sen benim bir gün gelecek diye

Her gün beklediğim Sevdiğimsin

   Olmadığın gün neye yarar ki güneş

   Gönlüme sen doğmadıktan sonra”

 
Gönüle giden yolun ne başlangıcı vardır ne de sonu, vardım dediğin yerdedir belki de gönlünü yakan bu Sevdiğin; Sevmekte olduğun; Seveceğin. O yüzdendir ki birini sevince, gönülden yanınca birine; artık geçmişin de O olmuştur geleceğin de. Gerçek aşk ben’i tanımadan sonsuzluk yolunda O’na vardım düşüncesiyle geçirdiğin her anda gizlidir aslında.

İşte gönlüme düştüğünden beri sende kaybolduğum Sevdiğim: Gözlerin o kadar güzel bakıyor ki; tüm denizler kıskancından içinde boğulmak istiyor, çiçekler kendilerine güzel diyenleri şaşkınlık içinde kör olarak nitelendiriyor, güneş seni gördükten sonra senin olduğun diyara doğmaktan utanıyor, ay hangi dolunay olacak da doldurabilecek kendi içini, hep hilal olarak kalıyor bu nedenle. Ben, bense Sevdiğim; kayboldum sende beni bulabilmek için. Çünkü ben bende beni kaybettim. Artık sende kendimi bulabilirim. Aç yüreğini bana Gönül kapında bekletme beni. Ben gönlünün sonsuzluğuna yürür olmuşum kendi ruhu dünyamda. Vardım dediğim her yer senin kapındır aslında. Al artık içeri beni, daha fazla bekletme içimdeki Sen’i. Ben artık sen olmayan sabaha uyanmak, sen olmayan denize dalmak, sen olmayan dünyada yaşamak istemiyorum; Gönül Dünyamı Aydınlatan Deryayı Denizim.
 

“Kimi eğlence arar nefsine

Kimi yürür gönlünde yanan ateşin sahibine

Kimi bir dakikalık heves ister

Kimi birliktelik içinde bir ömür diler”

 
Ben seninle ömrümü bir yastıkta paylaşacağım bir yuva kurmak istiyorum. Sabah evden çıkışımla başlayan, eve dönünceye dek süregelen hasretini kapıda beni bekleyen gözlerinde gidermek istiyorum. Havanın soğukluğundan üşüyen bedenimi kollarınla sar olur mu? Ellerim dudaklarınla buluşsun önce, yanak yanağa verdikçe erisin karlar, çözünsün buzlar. Akacaksa, gözlerinden mutluluk gözyaşları aksın. Solmasın sinende hayat bulan nebatat. Başında başörtünden başka bir şey bulunmasın, dert tasa taşımayasın.

 
Yüreğimden dilime düşen duasın sen

    Rabbimden dilediğim helalimsin

   Göremesem de, konuşamasam da Seninle

   Gönül dünyamdaki resminle her gün bakışıp dinleyeninim Senin”
 

Bir yastığa birlikte baş koyduğum, ellerimi saçlarına götürmekten doymadığım; sana, gözlerine usanmadan baktığım Sol Yanım; hayatımın tamı; birlikte aldığımız nefes, senin için atan bu yürek, senden başkasını görmez olan gözü olan bu Sevenini nefessiz, kalpsiz, kör bırakma, sensiz olmayan yaşamda her gün ölümlere sürgün etme.
 

   “Her köz ateş,

   Her kadın gönlüne güneş olmaz.

   Önce yan!”
 

Ah gönlümü yakan bu ateşi tutuşturan Sevdiğim, eridikçe kül oldukça ben, hasretin daha da çok yakar oldu. Kaynayan suyun fokurdayıp taşması gibi, içimde sevdandan kaynayıp fokurdayan hasretin dilimden “Rabbim bizi affetsin Hanımefendi” olarak taşıyor, SEVDİĞİM!

Dünyanın başkentinden (İstanbul) Türkiye'nin başkentine gurbete gelen ben. Geldiğimden beri her şeyin gurbetini yaşar olmuş bedenim. Gönlümü aşkıyla yaralayan Sevdiğim'e Ah seslenişlerimdir çoğu yazım. Vah vah edecek sözde sevgililere eyvallahımız yok bizim. Onlar için ibret, gerçek sevenler için yürekten kelimelerdir kalemimden akan. Çok sevdiğim, eserlerini okumaktan daima keyif ve bir o kadar da ibret aldığım Sinan Yağmur'un imza gününde imzalattığım kitabına yazdığı şu sözlerle sesleniyorum kendime, hakiki aşkı arayana, aşkı için yanana: "Her köz ateş, her kadın gönlüne güneş olmaz. Önce YAN!"

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*