maskeliler eleştiri
maskeliler oyun yorumu

Maskeliler Oyun İncelemesi – Ankara Devlet Tiyatrosu

15 Ekim 2019’da Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından prömiyeri yapılan Maskeliler; Stüdyo Sahne’ de seyirciyle buluştu.

Yazan  Ilan Hatsor

Çeviren Nebil Tarhan

Yöneten Nafiz Sami Gürcüali

“Yıl 1990. İntifada Hareketi’nin en yoğun zamanları. İsrail kuvvetleri şiddeti iyice arttırmıştır.
Tel-Aviv yakınlarında Filistinlilerin yaşadığı bir köy. Köyün içindeki bir kasap dükkanında üç erkek kardeşin ölüm ile yaşam arasındaki çarpıcı hesaplaşması…”

Maskeliler oyununun, 15 Ekim’de seyirciyle buluşan ilk gösterimini izledim. Oyun öncesi tiyatro kampüsüne biraz erken gittim. Ankara’ daki kuşların bile güneye göç etmek konusunda kararsız kaldığı bir sonbahar akşamıydı. Velhasıl kampüste yaprak dökmeye hazırlanan ağaçlar, kahve kokusu, oyunlar hakkında yorum yapan sanat severlerle, oyun başlamadan fuaye alanında geceyi; oyun öncesi, tabiri caizse usturayla herhangi bir günden ayırıyordu.

Oyunumuz 1 saat 5 dakika uzunluğunda. Oyunun konusunu spoiler vermeden kısaca anlatmak gerekirse: Olay Filistin’de bir kasap dükkanında geçiyor. Uzun süre sonra bir araya gelen üç kardeş bir şeylerin cevabını arıyor. Ama aradıkları öyle kolay kolay bulunacak ve bulunduğunda kabul edilecek şeylerden değil. Aradıkları asla bulmak istemeyecekleri bir şey. Aradıkları asla aramak istemeyecekleri bir şey.
Kardeşlerin en büyüğü Davut: İsraillilerin yanında çalışıyor. Ne direnişe katılıyor ne de orduyu destekliyor. Hayattan tek beklentisi akşam evine döndüğünde güneş batarken bir sigara yakmak ve akşam karısının saçlarını okşamak.
Ortanca kardeş Naim: Küçüklüğünden beri işgal altındaki Filistin için savaşıyor. Küçüklüğünde taş atan elleri yıllardır silah tutuyor. Özgür yaşamak için dağlarda yatıyor. Kurşun sıkıyor.
Küçük kardeş Halit: Güzel kalpli, iyi niyetli Halit. Filistin işgal edilmeseydi belki çok farklı bir hayatı olurdu. Bunlar hiç yaşanmasaydı, İsrail askerleri tarafından felç kalan en küçük kardeşlerine bakmak mecburiyetinde olmazdı.

Ve işte (üç birlik kuralına uyularak) bu üç kardeş bir odada hayatlarının en büyük hesaplaşmasını yapacaklar. İçlerinden biri hain? İçlerinden ikisi hain? Diğer ikisine göre bir diğeri hain? Ve kimin hain olduğunu size söylemiş olsam bile yine de oyunun sonunu tahmin etmeniz zor.

Oyunculuk: Oyunculukları, oyun genelinde beğendim. Ancak oyunun ilk 15 dakikası seyirciyi başka bir atmosfere taşımak konusunda belki biraz daha artı bir şeyler yapılabilirdi diye düşündüm. Tabii bu hali de oyunun ortasındaki düğümleri daha anlaşılır kıldı. Belki de bu nedenle daha basit bir girizgah düşünülerek çalışıldı. Ama ben şahsen girizgahın biraz daha desteklenmesi ve küçük kardeşin zayıf karakterinin, biraz daha abartılmasıyla oyunun daha da iyileştirileceğini düşünüyorum. Elbette bu, benim oyun hakkındaki fazlaca tercih diyebileceğimiz subjektif fikrim. Velhasıl oyundaki karakterlerin bu halini de başarılı buldum. Bu oyunda beni en çok düşündüren karakter ise büyük abi Davut.

Dekor ve kostüm tasarımı: Dekor ve kostümler gayet güzeldi. Ancak dekorda iki taraftan derinlik katması amacıyla yapılan katmanlar bence biraz daha uzunlamasına büyütülse katılmak istenen derinlik daha iyi oluşturulabilirdi. Yine de renk uyumunu ve dekoru beğendim. Emeği geçenlerin ellerine sağlık.

Müzik: Müziklerde ne fazla, ne az, ne absürt, ne fazla ciddi. Bence yerinde olmuş. Emeği geçenlerin ellerine sağlık.

Dekor Tasarımı Seyhan Kırca
Kostüm Tasarımı  İnci Kangal Özgür
Işık Tasarımı Zekai Göksu
Yönetmen Yardımcısı  Gökçe Yurtsal
Asistanlar Yasemin Aslan, Bengü Atar

Sahne Amiri Murat Tangal
Kondüvit Adem Tutak
Işık Kumanda Mutlu Öztürk
Suflöz Ayliz Öztüfekçi
Dekor Sorumlusu Sinan Devir
Aksesuar Sorumlusu Aziz Aydoğmuş
Perukacı Cumhur Temiz

OYUNCULAR:

Davut Mehmet Demiralp
Naim Caner Kadir Gezener
Halit Egemen Büyüktanır

Kaynak:

http://www.devtiyatro.gov.tr/programlar-sehirler-ankara-detay-bolum_konu-kis-masali.html

Not: Oyunlarda yaptığım eleştiriler akademik anlamda çözümlemeler içermemekle birlikte, herhangi bir tiyatro tutkunu gibi pratik eleştiri niteliğindedir. Bu nedenle ele alınan konular yüzeysel cümlelerle ve çözümlemelerle değerlendirilmektedir. Kısacası basit tiyatro anlayışıyla herkesin anlayabileceği basit analizler yapıyorum. Bu anlamda akademik açıdan eksiklerim olursa mazur görülmesini canı gönülden isterim. Amacım insanı anlatan tiyatro sevgisini aşılamak. Elimden geldiğince…

Umarım faydalı olmuştur. Ayrıca eksik gördüğünüz kısımları ya da oyun hakkında başka fikirlerinizi ve bakış açılarınızı yoruma yazarsanız çok memnun olurum.

Tiyatro kardeşliktir. 🙂

Gezmeye, okumaya, güzel bir tiyatro izlemeye aşığım. Gecenin bir yarısı eve giderken, sessizce yanınızdan geçebilirim. Sizinle aynı oyunda, yan yana aynı repliğe gülebiliriz. Evet, o gün bunun farkına varamayabiliriz. Ama belki bir gün, bir anıda, bir yazıda rastlaşırız sizinle. Kim bilir?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

Bir Dem İsyan

Anneanneniz öpülesi elleri ile ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz “Aman anneanne be,