sultanın casusları
Sultanın Casusları Kitap İncelemesi - Emrah Safa Gürkan

Sultanın Casusları Kitap İncelemesi – Emrah Safa Gürkan

Kategori: Kitap İnceleme

Bazı tarihsel konular hakkındaki bilgiler bölük pörçüktür. Konunun genişliği sonucu bilgileri bir araya toplaması oldukça zordur. Ayrıca, tarihsel konular açısından arşivler bazen oldukça kısıtlıdır. Ya belge yoktur ya da var olan belgeleri bir araya getirmek için dünyanın birçok köşesine gidip yapbozu tamamlamaya çalışmanız gerekmektedir. Osmanlı döneminde istihbarat konusunda kütüphanemizde oldukça az kaynak bulunuyor. Bu konuda, Emrah Safa Gürkan hocanın kitabı Sultanın Casusları değerli bir eser olarak karşımıza çıkıyor.

Kitabın içeriği

Bunca asırlık imparatorluk olan Osmanlı’nın istihbarat ve casusluk yaptığına şaşırmak abes olurdu. Bu casuslukları günümüzdeki gizli servisler gibi düşünmek oldukça hatalı olacaktır. Lakin özellikle 16. yüzyıl casusluk ağları, bütün devletler için olduğu gibi Osmanlı için de olmazsa olmazlardandı. Bir imparatorluğu yönetebilmek ve iletişimi sağlayabilmek için casusluğun mühim olduğunu anlamanın koşulu elbette tarihçi olmak değildir. Savaş çok pahallı fakat istihbarat ucuzdur. Günümüzün küreselleşen dünyasında bir olayın haberini almak saniyelere indirgenmiştir ve buna rağmen haber alma bugün de bir rekabet konusudur. Bunun gibi, tarihte de haber almak oldukça zor ve önemli bir işti. Meydana gelen bir olayın, örneğin bir savaşın haberini almak oldukça vakit alabiliyordu. Sultanın Casusları kitabında bir olayın haberinin payitahta gelmesinin süreleri gibi ilginç bilgilere de yer veriliyor ve buradan istihbarati bir performans değerlendirilmesi yapılıyor.

 Ticaret ve diplomasi casusluğun üvey kardeşidir.

16. yüzyıla yolculuk yapacağınız bu kitapta, özellikle Akdeniz ve çevresinde dolaşıyorsunuz. Kitabı okudukça batı ile doğunun; Müslümanların, Yahudilerin ve Hristiyanların ne kadar iç içe olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Popüler tarihçilik, tarihin bütün evrelerini Soğuk Savaş’ın bir “demir perde” gibi ördüğü iki kutuptan ibaret zanneder. Popüler tarih yazımının dilindeki klasik hatalardan biri olan salt Müslüman-Hristiyan savaşını bu kitapta görmüyorsunuz. Bahr-ı Sefid’de iki medeniyetin çatışması değil, “yüzlerce serhad” vardır ve bu serhadlar etkileşim halindedirler. Bahr-ı Sefid’in tarihini bize ustalıkla canlandıran Fernand Braudel’in görüşleri, bu kitap ile oldukça uyumludur. Sultanın Casusları kitabı, İslam ile Hristiyanlık arasında yüksek bir kültürel alışveriş ve iç içe yaşanmışlığı daha iyi gözler önüne sermesi bakımından da oldukça önemli bir eser olarak karşımıza çıkıyor.

bir casus çizimi
Sultanın Casusları Kitabından: Casus. On altıncı yüzyılda meslekleri anlatan Cesare Ripa’nin Iconologia di Cesare Ripa Perugino (Venezia: Christoforo Tomasini, 1645) adlı eseri, s. 592.

Kitapta Osmanlı ve Habsburglar arasındaki mücadelelere değiniliyor. Venedik ve Osmanlı’nın bir istihbarati merkez olduğundan söz ediliyor. Özellikle Kıbrıs Savaşı, İnebahtı Muharebesi, Cerbe Savaşı gibi savaşlardan da bahseliden Sultanın Casusları kitabında; Sokullu Mehmed Paşa, Uluc Ali Paşa ve Yasef Nasi gibi önemli kişiliklere de değiniliyor.

Emrah Safa Gürkan kitabında şöyle diyor: “Osmanlı tarihçilerinin istihbarat gibi popüler bir alanda bugüne kadar kapsamlı bir eser ortaya koyamamalarının başlıca nedeni, Osmanlı arşivlerindeki belgelerin yetersizliğidir.” Yerli arşivlerin yanı sıra Venedik, Madrid, Ragusa, Floransa, Napoli, Roma ve Cenova arşivlerini de inceleyen hocamızın yazdığı kitabın oldukça kapsamlı olduğunu ve bu konuda yazılmış esaslı ilk eser olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Birçok mühtedi ve mürted arasında dolanırken oldukça eğlenceli hayat hikayelerine de rastlıyorsunuz. Bir günlük okur olarak en çok hoşuma giden kısmın bu olduğunu söylemeliyim. Özellikle Baron de la Fage ve Salerno’da yakalanan Bursalı bir sipahi casusun raporları oldukça eğlenceliydi. Yakalandıklarında kendilerine sorulan sorular, alınan cevaplar ve bunlarla birlikte çeşitli sentezlerin de bize sunulduğu Sultanın Casusları kitabında oldukça doyurucu bilgiler bulmak mümkün. İnsan bazen sadece bu casusların hayat öyküsünün devamını merak ediyor ama arşiv belgeleri bizi kısıtlıyor.

Kitapta Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunan daimi elçilerin yaptıkları espiyonaj hareketlerine ve Osmanlı’nın daimi elçilerinin bulunmamasına da değinilmiş. Ayrıca Osmanlı istihbaratının yapısı, menzil sistemi ve ulufeli casuslar gibi konularadan da bahsedilmiş.

Sultanın Casusları, akademik bir konuya sahip olmasına rağmen oldukça rahat okunulabilen ve okuyucuyu sürükleyen bir kitap olmuş. Sayfaların altındaki atıflar ve kitabın sonunda bulunan kaynakça kısmındaki eserlere bakarak bu kitabın kıymetli bir çalışmanın ürünü olduğunu anlamanız da olasıdır. Bu kısa inceleme yazısının, bu kitabı tanıtabilmek için oldukça zavallı olduğunu itiraf etmek zorundayım. Kronik Yayıncılık, Nisan 2017, 2. baskısından okuduğum Sultanın Casusları, 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları kitabını, tarihe ilgili herkese öneriyorum. İyi okumalar…

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*