toprak ana

Toprak Ana Kitap İncelemesi – Cengiz Aytmatov

Her kitap ayrı bir dünya, keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir kıtadır demiştik. Yakın zaman önce kendime çok yakın hissettiğim bir dünyadan bahsetmek istiyorum sizlere. Toprak Ana: 2. Dünya savaşı yılları, Alman-Rus savaşı ve kazanı olmayan savaşın asıl kaybedenleri olan savaşı hiç istememiş ama en çok canları yanan masum insanların hikayesi…

Kitap Hakkında Düşüncelerim

Toprak Ana, hepimizin okul sıralarındayken ismini çokça duyduğumuz Cengiz Aytmatov’un 1963 yılında kaleme aldığı romanı. Kendisi Kırgız. Cengiz Aytmatov okuduğunuz zaman sizi kitabın içerisine kolayca çekebilecek bir üsluba sahip. Kitabı ben, ki yavaş yavaş sindirerek okumayı seven birisiyimdir, beş gün içerisinde bitirdim belki de sizlerin beş saatini alacaktır. Okumaya ara verdiğinizde kendinizi birden tekrar yaşadığımız dünyada buluyorsunuz ve kitabın kalan kısmının nasıl ilerleyeceğine dair merak içinizi kemiriyor. Bitirdiğinizde ise boğazınıza bir yumru oturuyor.

Belki de kitabın beni bu kadar etkilemesinin sebebi romanın başlangıcının beni çocukluğuma tekrar götürmesi oldu. Ben de 10 yaşlarıma kadar köyde büyümüş bir insanım. Yazın hasat zamanı sıcak altında kışı rahat geçirebilmek için çalışan insanlar aklımın bir köşesinde kalmış. Ben o yaşlardayken hep o hayattan kurtulmanın hayalini kurardım, köy hayatından uzaklaşmanın. Orada doğduğum için ne kadar şanssız olduğumu düşünürdüm hep. Gelin görün ki o sade yaşam insanı ne kadar da az yoruyormuş. Şimdi her gün farklı bir telaşla, koşuşturmayla günlerimi 24 saate sığdırmakla meşgulüm.

Kitabın Kısaca Özeti

Kitap ana karakterimizin toprakla dertleşmesiyle başlıyor. Çünkü tek dostu toprak kalmış oluyor. Herkes gitse de onu terk etmeyecek toprak anayla… kitabın geri kalan kısmı bir flashback gibi karakterin toprakla konuşması üzerine. Ana karakterin gençliğiyle başlıyor. Hayalleri, umutları, planları olan bir genç; Savankul. Gençliğinde oldukça güzel ve çalışkan birisi. Çalıştığı tarlada hayatını paylaşacağı Tolunay ile karşılaşır. Büyük bir aşk yaşarlar, hayaller kurarlar. Gün gelir o hayalleri de gerçekleşmiştir. Çocukları da olmuştur. Her şey istedikleri gibidir. Ancak bilirsiniz nerde bir mutluluk var, hayat onu kıskanır. Bu mutluluğa kader ille bir gölge düşürecektir. Hiç beklemedikleri bir gün bir haberci çıkagelir. Tüm köylünün hayatlarını tamamen değiştirecek habercinin ta kendisidir bu. Peki bundan sonra ne olacak? Okumadan bilemezsiniz…

Her kitap ayrı bir dünya, keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir kıtadır. İnsan kitaplarda kayıp olmalı... İnsan ömrünün sonuna kadar bir şeyler öğrenmeye devam edecektir. Ben de yeni şeyler yapmayı ve yeni şeyler keşfetmeyi seven birisi olarak bu sitede bir şeyler karalıyorum.

4 Comments

  1. Toprak Ana çok güzel ve kaliteli bir kitap. Bana göre herkesin okuması gereken bir kitap. Fakat bir noktada yanlış yapılıyor. Özellikle ilkokul ve orta okul için bu kitabı okumayı zorunlu tutuyorlar. Hali ile kitap o yaştaki çocuklara ağır geliyor ve kitaplardan soğutabiliyor. Keşke ilk olarak okuma alışkanlığı kazandırdıktan sonra lise yıllarında öğrencilere bu kitap teşvik edilse.

  2. Cengiz Aytmatov kitaplarını oldum olası sevmişimdir. Bu kitabı ilk okuduğum kitabıydı ve anlatımıyla beni oldukça etkilemişti. Bu güzel kitabı anlattığınız için teşekkürler.

  3. Oldukça küçükken okuduğumu hatırlıyorum. Fakat içeriği aklımdan uçup gitmiş. Bir ara tekrardan okumak için aklıma düşmüş oldu. Teşekkürler.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

en büyük korku

En Büyük Korkum

Hiçliğin ortasında, kalabalığın içinde, bir başına… Siyahın geceye döndüğü, gözleri açılan körün

Yorgunuz

Yorgunuz … Gençler olarak yorgunuz… Henüz geleceğin ne olduğunu kavrayamadığımız zamanlardan itibaren

Olmayan Bir Veda

Sevmem ben öyle, “Kendine iyi bak!” diyeni. İnsanı, henüz gözden ırak olma