Yaralı Gönlümden Sevdaya İkinci Mektup

Yağmurlu bir mart gecesi gökten düşen damlalarla ıslatıyorum sana olan bu mektubumu. İlk mektubumu okumayışının üzerinden geçen bir koca ay. Oysa ben Güneş’in ışınlarını yansıtan bir dolunayın olduğu gecede sana yansıtmak istedim dolu dolu hislerimi. Okumayarak yaraladığın parçalı bulut misali gönlüm; güneşin kızıl süsünü örtünüp doğacağı o sabaha kadar – mektubumu narin ellerinle açıp, bakmaya doyamadığım gözlerinle okuyacağın o sabaha kadar – bir karanlık gecenin zamansız hapsinde senin beraat kararını beklemekte.

Senden başkasına gece olan gönlüme; alevinde seni gördüğüm, üşüdüğümde ellerimle sarılıp ısındığım, geceme bir umut olan mum yaktım gönlümdeki yangından tutuşturduğum küçük bir kağıt parçasıyla. Sensiz geçen günlerim eridikçe akıyordu hüzünle diktiğim mumun dibine. Bir muma bakarak hasret çekmek nedir diye sorarsan, o mumda yanan ben misali sen olmadıkça anlayamazsın. Bir mumun erirken boyunun uzadığını gözyaşlarınla yüreğini yıkamadan nereden göreceksin, nasıl bileceksin ki. Akan gözyaşlarımı sana getirsem gönül bağını yeşertecek kadar bir çeşme yapılırdı. Ey Gönlümün Bağı; hüzün çeşmesinden aşkın gözyaşlarını içmek nedir bilir misin?

Gece ilerliyor ve gökyüzünden yeryüzüne doğru elif misali süzülmeye devam eden yağmur damlaları birer birer hasret duydukları toprağa kavuşuyorlardı. Bulutlara tutunan yağmur damlaları gibi toprağına kavuşup her zerrenin içinde akarak seni sarıp sarmalamak isteyen bu yüreğimi daha fazla hasret yangınlarında küllere feda etme

Küllerimi yollarına savurduğum gönül haritam; nedir bizi birbirimize ulaşılmaz kılan? Yollar mı uzak, bilinmeyen bir yerde miyiz, birimiz daha mı erken kavuştu Rabbim’ize. Nedir ey Sevgili, ben gölümden çıkan tüm yolları sana götürürken senin çıkmaz sokağa girilmez tabelası dikmenin sebebi. Sen benim bütün tabelaları çıkmaz sokak yazılı Sevda Şehrimsin.

Şimdi bana aşkı soruyor olabilirsin Gönlümün Cennet Bahçesi. Dışarda gördüğün gibi bir şey mi aşk sence? Aşkı ağzında sakız yapıp geviş getirir gibi gevip kirletenler ne anlar aşktan. Şişirme sözlerle birbirini sevdiğini söyleyen mahluklar şişirdikten sonra tokat gibi yüzlerine patlayacağından habersizler. Oysa aşkta samimiyet vardır; bağlıdır kör düğüm gibi, çözülmez. Gülü seven dikenine katlanır derler. Oysa gülü seven her haliyle her yönden sever. Her baktığında ayrı bir güzelliktir gözlerinde parıldayan. Onun için köklerini saldığı toprak olursun, içini ısıtan bir güneş, susuzluğunda gerekirse gözyaşlarınla yıkadığın gülüne hayat olabilmektir Aşk. İki bedende tek can olmaktır sevmek. Cennetteki hurilerin kıskandığı Sevdiğim; gel seninle o kadar yakın olalım ki benim gözyaşlarım akarken senin tenin ıslansın

Kimi zaman nefsine esaret olmuş kimi zaman da esaretten kurtulmaya çalışmış bir Eşref-i mahluk. Hakk'a giden yolda kalmaya çalışmış, kimi zaman tevbeye muhtaç hale gelmiş bir kul. "Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur" parolası ile geçirilmek istenen ömür ve Hakk'ın rızasına erişmek için yapılan dualarda bulmuş huzuru.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

İhanetten Geri Kalan

Geldiğini görmüştüm. Tıpkı benden kopuşunu gördüğüm gibi. Hissettim. En derinimde. İhanetin ardında bıraktığı o yakıcı tadı

Gitmek İsterdim

Hayat geçip gidiyor bir şekilde. Herkes kendi derdinde, pek sağa sola bakma gereği duymadan hatta başlarını

Kaçmak

Kendisi gibi ağır yüklere sahip insanları taşıyan kara tren; beyaz ve yeşil renklerin harmanlandığı koca dağların

Kayıplara İnat

Küçükken bile biliyordum büyümenin zevkli olmadığını… Okyanusa dökülen nehir misali her an biraz daha derinleşiyor insanın