Yaralı Gönlümden Sevdiğim’e Mektup Ve Aşıklara(!) Sesleniş

Kategori: Edebiyat

17 mayıs 2019 saat 00.49. Altı saat sonra 517. Gün, bir sonraki yangın olan 518. Güne yerini teslim edecek. Yaralı bir kuş, kanadı kırık bir bülbül, hasret kuyusundan içtikçe susuzluğu artan bir kalp, her adımda daha da uzaklaştığım kavuşamadığım sen, gecelerim bir kış mevsiminde tipiye maruz kalmış bir gün kadar soğuk ve yüzüme çarpan her tanede ayrı bir acı misali geçen dakikalar. Gündüzlerim baharına erememiş bir güz timsali, gözyükümde ağırlaşarak akan gözyaşlarım ıslatıyor yüreğimi. Aşk, sevgi, sevda, özlem, beklemek, hürmet, saygı, sabır, merak, yanmışlık, gönül sancısı… Her bir kelimenin her harfine atfedilmiş nice günler var kelimelerin arkasında saklı olan. Bunu bir tek ben ve benim gibi severek yananlar anlar. Söylesenize! Yüreğimi size bir günlüğüne verebilseydim ne kadar süre taşıyabilirdiniz. Sizin hiç yüreğinizdeki sancıdan ötürü Ah çektiğiniz oldu mu? Sol yanınıza binen yükün altında ezilmekten korkup Allah’tan yardım dilediniz mi? Yüreğiniz ne kadar daraldı da tüm dünyanın oksijeni yetersizmiş gibi hissettiniz? Hanginiz hiç görmediği, tek kelime dahi konuşamadığı, sesini bir kez olsun duyamadığı , hiç ama hiç dokunamadığı (zaten evlenmeden böyle bir münasebetten Allah’a sığınırım) sadece ama sadece güzel huyunu, ahlakını, edebini, saygınlığını, saygısını, dindarlığını öğrendiği bir kişiye karşı bu kadar dolu dolu hissiyata büründü?

Daha seni görmeden, tanımadan aklımda hayalini kurduğum eşimin özellikleri vardı hatırımda. Arkadaşımın sohbetimize dahil oluşu, tevafuk, Allah tarafından sizi anlatışı, benim 16.12.2017 günü sizi görmem, arkadaşıma sizi sormam ve aldığım cevaplar karşısında o günden bugüne dek başlayan çarpıntı(lar)… Hayal miydi gerçek miydi, geçen yüzlerce gün acaba az sonra uyanacağım ve ne zaman daldığımı dahi hatırlamadığım bir uykunun rüyasında mıydım? Rüyadaysam şimdi geleceğime hemen varıp sana kavuşup kavuşamayışımı görmek mümkün olur muydu? Ya gelecek diye beklediğim şey benim geçmişimde kaldı ise… O zaman ya sana kavuştuğumu hatırlamıyorum ya da hiç gelmeyeceğini bile bile bekliyorum. Ama yok! Biliyorum ki o kadar gerçeksin ve o kadar varsın ki hiçbir rüyada böyle bir yük taşınamaz böylesine bir lütfunda hoş kahrında denecek bir hasret çekilemezdi.

(Bu son paragrafı üstüne alınan alınsın) İşte benim bitmeyen sevda hikayemden bir kısmını okudunuz. Aşkın ne olduğunu bir nebze de olsa öğrenmek için benim kadar dolu dolu yaşamak gerekir. Aşkım, seni seviyorum, sensiz yapamam vs diyen sözden bir zerre kadar ileri geçememiş olanlar: Sizin yaptığınız nefsi arzularınızı tatminiyetten, nefsi ihtiyaçlarınızı karşılamaktan öte geçemez. Sizin gözünüz bugünün anlık zevkine bakıyor. Geçmişinizden gelen elemlerle geleceğinize bakan endişelerle boğuşun durun. Kendinizi kirlettiğiniz gibi aşkı da kirletmeyin, vesselam.

Dünyanın başkentinden (İstanbul) Türkiye'nin başkentine gurbete gelen ben. Geldiğimden beri her şeyin gurbetini yaşar olmuş bedenim. Gönlümü aşkıyla yaralayan Sevdiğim'e Ah seslenişlerimdir çoğu yazım. Vah vah edecek sözde sevgililere eyvallahımız yok bizim. Onlar için ibret, gerçek sevenler için yürekten kelimelerdir kalemimden akan. Çok sevdiğim, eserlerini okumaktan daima keyif ve bir o kadar da ibret aldığım Sinan Yağmur'un imza gününde imzalattığım kitabına yazdığı şu sözlerle sesleniyorum kendime, hakiki aşkı arayana, aşkı için yanana: "Her köz ateş, her kadın gönlüne güneş olmaz. Önce YAN!"

2 Yorum

  1. Artık hiç varamayacağım kadar uzaklıkta malesef. Her nasip vaktine esir derler. Benim sevdiğim bana nasip değilmiş meğer. Allah herkesin gönlüne göre hayırlı bir kısmet nasip etsin. Ben de ömrüm yeterse nasibimi esir olduğu vakte kadar bekleyeceğim İnşaAllah.

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*