bir ömür nasıl yaşanır

Bir Ömür Nasıl Yaşanır? Kitap İncelemesi – İlber Ortaylı

Bir kitabın incelemesini yazmadan evvel, onun tanıtılmaya değer olup olmadığını sorguluyorum. Bu sebeple benim köşemde kitapları eleştirdiğim bir bölüm yok. Genellikle kişisel gelişim kitapları vakit kaybı olmanın yanı sıra herkes tarafından bilinen bilgilerin sistematik bir şekilde kağıda geçirilmesinden fazlası olamıyor. Fakat Kronik Kitap Yayınları’ndan çıkan ve yeni İlber Ortaylı söyleşisi olan Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabı –eğer kişisel gelişim kategorisine dahil edersek- bu kuralı yıkan bir çalışma olmuş.

Yenal Bilgici ile İlber Ortaylı’nın söyleşisinden oluşan kitabın okurlar tarafından oldukça ilgiyle karşılandığını söylemeliyim. Çünkü İlber Ortaylı’ya birçok kişi hayatla ve kitaplarla ilgili sorular soruyorlardı. Bir Ömür Nasıl Yaşanır? Hayatta Doğru Seçimler İçin Öneriler isimli kitabın bu sebeple okur kitlesinin istediği bir içeriği karşıladığına şüphem yok.

Ayrıca İlber Ortaylı’nın hayat tecrübelerinden faydalanmak isteyen birçok kişi ve kurum, ondan konferanslar talep ediyor ve sorular soruyorlardı. Bu kitabın bir başka yazılma amacı ise bu isteklere toplu bir şekilde cevap verebilmek olsa gerek.

Sorulan sorular kitapta çeşitli başlıkların altında toplanmış ve bu durum kitabı daha okunabilir kılmış. Kitabın önsözünde İlber Ortaylı: “faber est suae quisque fortunae” diyerek başlıyor. Yani, herkes kendi talihinin mimarıdır. Esasında bu Latince deyiş, kitap için oldukça güzel bir özet olmuş görünüyor.

İlber Ortaylı genellikle kendi döneminde gördüğü manzaralardan ve tecrübelerinden bahsetmiş. Bu tecrübeleri bir kitap halinde okumak oldukça güzel bir durumdur. Eğitim ile ilgili çeşitli fikirlerini belirtmiş ki oldukça istifade ettiğimi söylemeliyim. Birçok kez kendisine sorulan dil öğrenmek ile ilgili soruların da sorulduğu bu söyleşide oldukça renkli cevaplar olduğunu da belirtmeliyim.

Entelektüeli “üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişi” olarak yorumlayan İlber Ortaylı, devam ediyor ve ekliyor: “Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entelektüel.” Bu esasında oldukça kısa ve öz bir yorum olmuş.

Yenal Bilgici, İlber Ortaylı’ya soruları sorarken toplumumuz hakkındaki düşüncelerini sıkça sormaya gayret etmiş. Genellikle bu sorulara aldığı yanıtlar olumsuz olsa da İlber Ortaylı hep ümitvar bir tutum sergiliyor. Son dönem neslin farklı dallarla ilgilenmesinden hoşnut görünüyor.

İyi şehir; iyi bir kütüphanede çalıştıktan sonra, iyi bir salonda, iyi bir tiyatro oyunu seyredebildiğin ve temsilin ardından güzel bir kafeye gidip sohbet edebildiğin şehirdir.

Kendisine televizyon programlarında bahsettiği birçok konu hakkında derinlemesine sorular sorulmuş ve bu yüzden Yenal Bilgici’nin oldukça güzel sorular sorduğunu söylemeliyim. Ayrıca bu güzel soruları daha da ayrıntılandırmak istediğinde, soruları genişleterek tekrar sormuş ki bu da cevapların daha ayrıntılı olmasını sağlamış.

İyi bir gezgin olan ve aynı zamanda gezi yazıları kaleme alan İlber Ortaylı’ya seyahat ile ilgili sorular da oldukça sık ve zengin bir şekilde sorulmuş. Nasıl gezmeli? Nereleri gezmeli? Hangi müzeleri gezmeli? gibi sorulara cevap veren Ortaylı, aynı zamanda kendi pişmanlıklarına ve yapılmaması gerekenlere de değinmiş.

Söyleşinin bir kısmında geçen konuşmanın benim bir yazımla paralellik göstermesinin hoşuma gittiğini itiraf etmeliyim. Ülkemizin merkezi ve milli bir müzeye sahip olması gerektiğini daha evvelden Türkiye’nin İhtiyacı Olan Müze ve Müzecilik Mantığı Üzerine isimli yazımda bahsetmiştim. Bunu da buraya not düşmek istiyorum: “Mesela memleket tarihinin ana hatlarını destekleyecek seçme eserlerden oluşan bir milli müze yok ve maalesef bu çok büyük bir eksik… …Öyle ki Louvre’a ve benzerlerine tekabül eden bir müze kurulabilir.”

Aynı zamanda hangi ülkeleri gezmeniz ve nasıl gezmeniz gerektiğiyle ilgili çeşitli rotalardan ve tecrübelerinden de bahsediyor. Bunun yanında, kitap hazırlanırken İlber Ortaylı’nın tavsiye ettiği müzeler veya filmlerden bir liste de hazırlanmış ki bu da okuyucuya bir kolaylık sunuyor. Kitaptan şunu anlıyorsunuz, İlber Ortaylı aynı zamanda film izlemeye ve tatbik etmeye de düşkün.

Yaşı gereği birçok yapının eski halini gören ve bilen birisi olarak, restorasyon çalışmalarımızın oldukça kötü olduğunu büyük bir haklılıkla belirtmiş. Bu konuda büyük bir rahatsızlık içerisinde olduğumuz çok açıktır. Ülkemizdeki restorasyon çalışmalarının çoğunluğu, oldukça yüz kızartıcı bir şekilde sonuçlanıyor. Restorasyon rezaletleri olarak adlandırdığım bu durumun en önemli sebeplerinden bir tanesi, ülkemizin bu konuya yeterince ilgi göstermiyor olmasıdır.

Birçok kez eğitimden bahseden ve bununla alakadar olan İlber Ortaylı’ya bu konuda da birçok soru sorulmuş. Birçok öneri ve eleştiride bulunulmuşsa da burada bahsetmek yerine kitabın içeriğinde bırakmayı tercih ediyorum. Mantıklı bir vecize olarak, ezberlemenin eğitimin bir parçası olduğundan ve bunun gerekliliğinden bahsederek ilginç bir yorumda bulunuyor. Esasında bu konuda, iş bilmez yöneticilerin eğitim sistemini bozmasından dem vuruyor.

İlber Ortaylı’nın yaşı ve yaşayış tarzı gereği, tecrübeleri birçok insan için oldukça kıymetli olmaktadır. Fakat insanlar burada bir yanlışa düşebiliyor. İlber Ortaylı’nın yaşadıkları ve tecrübeleri insanlara bir yol ve yöntem göstermelidir. Lakin birçok insan onun söylediklerini değiştirilemez doğrular olarak algılıyor. Bu oldukça hatalı bir tutumdur. Doğru kalıplar yoktur, bireylere özgü doğrular vardır. Bundan dolayı bazı tecrübeleri kendinize göre yorumlamanız sizin için daha faydalı olacaktır. Bu kitabı okurken bunu hatırdan çıkarmamanızı bir okur olarak tavsiye ediyorum.

Yenal Bilgici’nin İlber Ortaylı’yla söyleşisi olan Bir Ömür Nasıl Yaşanır? isimli kitabı Kronik Kitap Yayınları 1. baskısından okudum. Bu kitabı özellikle gençler olmak üzere herkese tavsiye ediyorum. Tecrübeler bir yaşanmışlığın sonucunda oluşur. Bazen insan tecrübe kazanmak için kendisi uğraşır fakat bazen de bir başkasının tecrübeleriyle kendinizi bir anda yıllarca ötede bulabilirsiniz. İyi okumalar…

Uzayzaman boşluğunda incir çekirdeğinin hacmi kadar bilgi ve düşünce kaplıyorum.
Ve ayrıca gece vakitleri güneş ışınlarını görebiliyorum...
Parlak Jurnal internet sitesi yayım politikası gereği, her yazdığım yazıdan kendim sorumluyumdur. Eleştirilerinizi ve fikirlerinizi yazıların altındaki yorum kısmına yapabilir veya bana e-posta atabilirsiniz.
İletişim: nihatdogrul@outlook.com

5 Comments

  1. Ellerine sağlık. Zevkle okudum. Ve iki cümleyi yıldızlamak isterim. “Herkes kendi talihinin mimarıdır.”- “Doğruları asla ama asla güzel kek kalıplarına sığdıramazsınız” tamam ikinci cümleyi biraz değiştirmiş olabilirim. Ama sadece birazcık;:)

    • Bence de almalısınız. Okuması oldukça kolay ve insana bir şeyler katan bir kitap. İyi okumalar dilerim, Polonya’ya selamlar 🙂

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

Yüreğimin Sesini Dinle Kitabı

“Benim ağacım; birlikte büyüdüğüm, yıllar içerisinde benimle dostluğunu sürdüreceğini, altında çocuklarımı büyüteceğime