Don't look up

Günümüzün Bir Yansıması: Don’t Look Up! Film İncelemesi

2

Komplo teorileri ve kıyamet senaryolarını konu alan filmlere aşinayız. Çocukluğumuzdan bu yana kıyamet gününün kapıya dayanması, olası sonuçları ve insanlardaki panik havasını pek çok filmde hissettik. Ama görüyoruz ki Don’t Look Up filmi konuya farklı bir açıdan yaklaşmış. Kıyamet senaryosu, dünyaya çarpması beklenen göktaşı ve dünyanın sonu.. Evet filmde yine bunları görüyoruz. Ancak insanların verdiği tepkiler bugüne kadar gördüklerimizin yanında oldukça absürt bir şekilde işlenmiş.

Kıyamet senaryolarını işleyen filmlerde insanların panik içerisinde sağa sola koşuşturmalarını, dünyayı kurtarmak için birlikte hareket etmelerini, geçmişle hesaplaşmalarını ya da gelecek planlarını görmeyi umuyoruz. Çünkü böyle alıştık. Her filmde mutlaka bir kahraman insanları yönlendirir dünyanın kurtulması için mücadele ederdi. Filmi izleyenler şimdi anlayacaktır Leonardo DiCaprio ve Jennifer Lawrence’ın yalnızlığını.. Filmin ilk başlarında ‘’tamam bu çift filmin kahramanı, dünyayı onlar kurtaracak!’’ diye düşünmüştük. Ancak absürt senaryosuyla Don’t Look Up bizi şaşırtmayı başardı.

Adam McKay’in 24 Aralık 2021 tarihinde Netflix’te yayına giren filmi Don’t Look Up adeta gerçek dünyanın bir yansıması. Açıkcası filmi izlerken dünyaya çarpması beklenen yıldızdan daha çok dikkatimizi çeken şey insanların tepkileriydi. Film de aslında tam olarak bunu istiyordu. ‘’Kıyamet senaryosu bahane, bakın işte dünyanın geldiği son durum bu’’ mesajını vermeye çalışıyordu sanki film. Filmde yer alan tepkiler o kadar ‘’gerçek’’ti ki bu gerçeklikle yüzleşmek biraz şaşırtıcı oldu. Kendimizi o insanların yerine koymayı denedik. Acaba altı ay içerisinde dünyaya çarpacak bir yıldızın varlığından haberdar olsak nasıl bir tepki verirdik?

Bu sorunun cevabını verebilmek pek mümkün olmadı. Arkadaşlarla konuşurken mantıklı tek bir cevap aldığımızı söyleyemeyiz. Ancak hepimizin hemfikir olduğu bir konu vardı ki asla bu kadar rahat hareket edemezdik. Filmde insanların rahatlığı, hükümete duydukları güven, bilime sırt dönmeleri anlatılırken o kadar aşırıya kaçılmış ki filme absürtlük katan nokta da bu olmuş. Ama o kadar absürtlüğe rağmen bunların yaşanabileceğini ve hatta yaşandığını bilmek bizi biraz tedirgin etti açıkçası. Resmen günümüzün bir özeti gibi işlenen filmde ne yazık ki insanlığa dair bir umut kırıntısı bile bulamadık.

Ne anlatıyorsunuz bu kadar, neymiş bakalım bu filmin konusu diye merak edenleriniz var sanırım. Gelin hep birlikte filme biraz daha yakından bakalım.

Geçtiğimiz ayın en çok konuşulan filmi olarak karşımıza çıkan Don’t Look Up, Adam McKay imzasını taşıyan Netflix yapımı bir film. Özellikle oyuncu kadrosuyla tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başaran filmde Leonardo Dicaprio, Jennifer Lawrence, Meryl Streep, Cate Blanchett, Rob Morgan, Jonah Hill ve Kid Cudi gibi önemli isimleri görüyoruz. Adeta bir yıldızlar geçidi olarak kabul edeceğimiz filmde bilimkurgu ve kara mizah harika bir şekilde işlenmiş.

Her gün daha da yaklana kıyamet gününde olası insan davranışları üzerinde duran film bir doktora öğrencisinin Kate Dibiasky (Jennifer Lawrence) bir kuyruklu yıldızı keşfetmesiyle başlıyor. Keşfini okuldan hocası Randall Mindy (Leonardo Dicaprio) ile paylaşan Kate ve hocası çok geçmeden bu yıldızın sıradan bir kuyruklu yıldız olmadığını farkediyorlar. Ve işte olaylar bu şekilde başlıyor.

Daha önce pek çok filmde gördüğümüz gibi konu tabi ki Beyazsaray’a taşınıyor. Başkanlık koltuğunda Meryl Streep’in canlandırdığı Başkan Orlean’la karşılaşıyoruz. Başkan Orlean’ın ciddiyetsiz tavrını kimileri ABD Başkanı Trump’ın Koronavirüs ve iklim krizine verdiği tepkilerin bir hicvi olarak değerlendiriyor. Film boyunca altı aylık ömrü kalan dünyaya değil ara seçimlere odaklanan Başkan Orlean, dünyanın sonunu getirecek kuyruklu yıldızdan menfaat elde etmeye çalışan zengin iş insanı, medyanın olayı ele alış şekli ve halkın kolayca manipüle edilmesi bize pek çok şeyi hatırlatıyor.

Bu yazımızı da tavsiye ederiz:  Karantina Günlerinde İzlenebilecek 11 Enfes Film Tavsiyesi

Yaşadığımız yeni dünyaya ait pek çok detayı bu filmde bulabiliyoruz. Dünya bir felaketle uğraşırken sosyal medyada yapılan yorumlar, komik görseller ve insanların vurdumduymazlığı tam olarak yansıtılmış. Ancak dozunun biraz kaçtığını söylemek mümkün. Evet kara mizah bunu gerektirir ancak ‘’kör göze parmak’’ olayı biraz abartılmış.

Siyaset, sosyal medya, kapitalist dünya düzeni ve manipülasyon taktikleri ile günümüze boy aynası tutan filmde özellikle şov programı dikkat çekiyor. Türk televizyonlarında sıklıkla karşılaştığımız sunucular ve işlenen absürt konulara burada da yer verilmiş. Dünyanın sonunu getirecek bir kuyruklu yıldız ne yazık ki eski sevgilisiyle barışmak isteyen ağlak bir popstar kadar ilgi çekmiyor. Kate napsın, derdini anlatmaya çalışıyor kızcağız. Ama halk durur mu hemen yapıştırmış komik meme’leri.

Aaa unutmadan bir de bahsetmemiz gereken bir seks skandalımız var. Başkan Orlean’ın adının karıştığı bu skandalın üstünü örtmek lazım. Bozulan imajını düzeltmek için Orlean tabi ki dünyaya çarpacak olan kuyruklu yıldızı kullanacak. Böylelikle kıyameti kendi lehine kullanabilecek. Bakın dünyanın sadece altı ay ömrünün kaldığı bir yerde imaj, seçimler, skandallar konuşuluyor. Neyse, tam kuyruklu yıldıza müdahale edileceği anda kan kokusu almış köpek balığı gibi devreye zengin bir iş adamı giriyor. E napsın, herkes ekmeğinin peşinde. Bilim v teknoloji alanındaki girişimleriyle ön plana çıkan bu iş adamı (istediğinizi düşünebilirsiniz, bunlardan çok var nasılsa) kuyruklu yıldızın imha edilmesini istemiyor. Niye? Çünkü üzerinde oldukça değerli taşlar bulunuyor. Bu taşların dünyaya zenginlik getireceğini söyleyen zengin girişimci zenginlere daha çok zenginlik vadediyor. Evet sanki dünya altı ay içerisinde yok olmayacakmış gibi.

Canlandı değil mi kafanızda? Oldukça tanıdık bir hikaye. Herhalde bugün dünyaya çarpmak üzere olan bir kuyruklu yıldızdan haberdar olsak benzer olayları yaşarız. Kendisini düşünen devlet başkanları, menfaatleri için halkı manipüle eden girişimci iş adamları, televizyon şovlarında dünyanın sonunu değil ağlak popstarları izleyen halk. Hepsi bizden biri, belki de biz hepsiyiz.

Film hakkında modern dünyanın eleştirisi şeklinde yorumlar yapılıyor. Aslında bu yorumlara tamamen karşı çıkmamakla birlikte filmin bir eleştiri değil olanı olduğu gibi anlatma telaşında olduğunu görüyoruz. Günümüz dünyasında olanlara bir anlam veremeyenler için olayları tane tane anlatan bir film Don’t Look Up.

‘’Gerçek’’ olarak ifade ettiğimiz şeyin sorgulanabilirliğini bizlerle paylaşan film, dönüp etrafımıza bakma şansını bizlere veriyor. Filmi izlerken tanıdık gelen pek çok detayla bir sonraki gün canlı kanlı karşılaşıyoruz. Evet belki henüz dünyaya çarpması muhtemel bir kuyruklu yıldızımız yok fakat bu senaryo gerçek olduğunda bizi nelerin beklediğini kestirebiliyoruz. Korkutucu öyle değil mi? Özellikle tüm dünyanın geleceğinin birkaç politikacı ve iş adamının kararına bağlı olduğunu bilmek bizi endişelendiriyor.

Aslında filmde bize gösterilen herşeyin gerçek olma ihtimalinin farkındayız da ne yapalım gülüyoruz ağlanacak halimize. Elden başka ne gelir ki? Ya Kate gibi çıldıracağız ya da şov programı sunucusu Brie gibi vur patlasın çal oynasın. Maalesef ki dünya güçleri bize başka bir seçenek bıracaklarmış gibi görünmüyor. Filmin analizinin sonlarına doğru gelirken hakkını yememek için başarılı bir yapım olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle güldürürken düşündüren senaryosu ile fazla beklentiye girilmeden izlenebilecek yapımlar arasında yer alıyor. Tabi DiCaprio ve Lawrence’ın hatrı büyük 🙂

2 Comments

  1. Teşekkürler.ilğinç bir konu işlenmiş.21 asır medeniyetin sonu olabilirmi hiç şüpheniz olmasın.Emperyalizm insafsız saldırısı artarak devam etmekte.Dünya liderleri kendi çıkarları için savaşmaktadır.halklar kendi kaderine bırakılmıştır.Dünya nın sonu gelirmi….sanmıyorum.flimden ders alırmı insanlar…olasılık görmüyorum.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Film Kategorisinde Son Yazılar