Kar Tanelerinin Dilinden Sevdiğim’e Mektup

Kategori: Edebiyat

KAR TANELERİNİN DİLİNDEN SEVDİĞİM’E MEKTUP

Kar tanelerinin rüzgârın rehberliğinde kimi zaman koşarcasına hızlı kimi zaman da adımlarcasına yavaş yavaş süzüldüğü bir aralık gecesinde yazıyorum gönlümden süzülen aşk namelerini. Nice taneler var yeryüzünde biriken, çatıları örten, ağaçları beyaza bürüyen. Nice günler var hasretle gelip geçen, ümitle biriken, gönlümü gönlünle örten, saran, Sevda ağacının yapraklarını Sen bürüyen, büyüyen. Nice yollar var beyaz örtüyü üzerine örtmüş, üstünde kalan ayak izlerini saklayarak içinde. Gönlüm gönlüne uzanan bembeyaz güllerin örtündüğü yolda sana uzanan nice ayak izlerini saklar oldu da senden gelecek bir adımı bekliyor dualar içinde. Kaldırımlar mahzun, yayalar mağdur, buz tutmuş her diyarda adım atmanın çabası içerisinde. Gönül coğrafyamı döşeyen kaldırımlar sensiz, adımına atılmamış olmanın sardığı bir mahzuniyet içerisinde. Yayan da geldiğim, emeklediğim, kimi zaman beklediğim kimi zaman da ilerlediğim ayaklarım sana varamamış olmaktan ötürü mağdur. Buz erir su olur / Su olur akar gönül çeşmesine aşk olur / Âşık olur sevdiğine yar olur / Yar olan önce yanar nar olur sonra sevdiğine kavuşur. Sisli yollarda gecenin karanlığında bir araba giderken yoluna ışık gerektir. Toza dumana bulanmış gönlümde isli günlerim geçerken, gönlümü sensiz karanlığından senli sabahına uyanacağım bir Sevdiğim gerektir. Hasrete, özleme, yangıya, ateşe, sevdaya bulanmış gönlümün aradığıdır sende olan mevsim, yol, aşk, âşık, sevdalı, hayat, âlemi beşeriden âlemi ebediye uzanan bir hayat âlemidir senle istediğim birliktelik.

Kalın kalın giyinmiş insanlar esen rüzgârın yüz dondurucu soğuğundan gitmek istedikleri yere doğru geri adım atmaksızın ilerlemekteler. Yüreğimde kalın puntolarla Sen yazan Sevdiğim; hangi esen rüzgâr, hangi kopan fırtına geri adım atmama sebep olabilir? Adımlarımdan geriye taviz vermezken senden gelecek bir adımı bekleyeceğim Rabbim izin verdikçe. Geleceğim senden gelecek bir adımda saklı ise, sabredene muradına erdiği zamanlar da gelecektir en nihayetinde.

Şu kabuk bağlamayan gönül yaramdan sızan damlalardan Seni yazdığım Sevdiğim! Bu damlalar ne yağan karda donar ne de güneşin altında buharlaşır. Seni okuyacak olan da sensin. Yaz Sevdiğim, gönlüne beni yaz. Ben sana tüm kalbimle gelirim, sen gönlünde bana bir zerre ayırsan da ben oraya sığarım. Bana bütün dünyayı verseler gönlünde bir yerim olmadıktan sonra neyleyeyim; dünyadaki tüm nimetlerden mahrum bıraksalar gönlünde sığınacak bir yuvam olduktan sonra onları ne edeyim. Ben, hayat, ömür, saadet, neşe hepsini içinde barındıran Sevdiğim; beni sığındığım gönlüne sığdır ve yaşam pınarından bana da bir damla ikram et. Gönlümün gönül yuvana girebilmesi, yuvanı gönlüme açman duamla.

Dünyanın başkentinden (İstanbul) Türkiye'nin başkentine gurbete gelen ben. Geldiğimden beri her şeyin gurbetini yaşar olmuş bedenim. Gönlümü aşkıyla yaralayan Sevdiğim'e Ah seslenişlerimdir çoğu yazım. Vah vah edecek sözde sevgililere eyvallahımız yok bizim. Onlar için ibret, gerçek sevenler için yürekten kelimelerdir kalemimden akan. Çok sevdiğim, eserlerini okumaktan daima keyif ve bir o kadar da ibret aldığım Sinan Yağmur'un imza gününde imzalattığım kitabına yazdığı şu sözlerle sesleniyorum kendime, hakiki aşkı arayana, aşkı için yanana: "Her köz ateş, her kadın gönlüne güneş olmaz. Önce YAN!"

1 Yorum

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*