Sınıfta Bırakılma Geri Döndü!?

6.sınıfa kadar bir çocuğun okumayı öğrenemeden gelmesi normal midir? Bence normal değil. Ama güzel ülkemde maalesef bu tür olaylar da yaşanıyor. Çünkü çocuk okumayı öğrenememiş ve kimse de üzerine düşüp bu çocuğa okuma-yazmayı öğretmemiş. Burada ben çocuğun suçunu göremiyorum. Peki madem bu çocuk diğer çocukların okuma yazma öğrendiği 1.sınıfta okuma-yazma öğrenemedi, neden 1 kere sınıfta bırakılıp da üzerine düşülmedi? Bu çocuk nasıl hiç kimsenin dikkatini çekmeden 6.sınıfa kadar geldi?

Peki ya suç ailede mi? Ya aile de yeterli bilgi birikimine sahip değilse ve onlar da çocuklarının okuma-yazma öğrendiğini sanıp okula devam ettiğini sanıyorlarsa? Öğretmenlerde bir vurdumduymazlık var demekki. Şöyle biraz düşünürsek öğretmen müdüre dese, müdürüm bu çocuğu sınıfta bırakalım diye; müdürün bir sürü belge işini bahane ederek çocuğu sınıfta bırakmadığını anlayabiliriz. E müdür kimin emri altında? İlçe milli eğitimin. Şimdi böyle gidersek yol bakanlığa kadar uzanıyor.

Ha bu olay gerçek mi diye soruyorsanız, ben de size derim ki: madem inanmıyorsunuz, örnek verdiğimi farz edin. Belki de dikkatleri çekmek adına ilginç örnekler veriyorumdur.

Geçenlerde haber kanallarından birkaçı sınıfta kalma olayının geri döndüğü ile ilgili haber yaptı. Ve bunu sanki kötü bir şeymiş gibi irdelediler, üzerinde konuştular, tartıştılar. Ama ya öğrencinin gerçekten ihtiyacı varsa bu duruma? Gerekli olduğu durumlarda öğretmenlerce bir kurul oluşturulup gerçekten karar verilmeli. Havadan sudan öğrenci bırakmak kolay zaten.

Özel üniversitelerin bazılarında ve bazı meslek programlı üniversitelerde hocaların öğrencileri sınıfta veya daha doğrusu dersten bıraktığı ile ilgili birkaç haber okumuştum. Çünkü öğrenci sınıfta kaldıkça hoca bir şekilde daha çok para kazanıyormuş. Bu olayı bir çoğunuz duymuşsunuzdur. Ama hala bu olaya da el atılmış değil ve rafa kaldırılmış şekilde duruyor.

Ben ilkokuldan hatırlıyorum, bir öğrenci derslerinde başarısızdı ve belli ki sınıfta kalacaktı, çünkü notlarına göre öyle. Sonra öğretmenler toplanıp aralarında tartıştılar, bu çocuk geçerse düzeltilebilir mi, yoksa sınıfta bırakılırsa daha iyi bir eğitime mi sahip olur diye. Sonuçta çocuğu sınıfta bıraktılar ve kendisi şu an daha iyi yerlerde.

Bakanlık da bence bu yüzden böyle bir düzenlemeye gitti. Bir ara galiba velilerin tepkisini çekmemek ve tabir yerindeyse veliler ile yüz-göz olmamak için hiçbir öğrenci sınıfta bırakılmıyordu. Çünkü o zaman da öğretmen hakları yerdeydi. Bazı durumlar da hatta çoğu durumda diyeyim, veli ne derse haklı. Öğrencinin sınıfta öğretmenini tehdit edip, siz benimle böyle konuşamazsınız, sizi bakanlığa şikayet edeceğim, olayını bile duydum.

Ha şu an eğitim sistemimiz çok mu iyi, hayır. Ama sanki bu aralar siyasetten bağımsız bana bir şeyler yapılmak isteniyor gibi geliyor.

(bu arada birinden “MEB ders kitaplarını veriyor ama defterini, kalemini, silgisini, dosyasını vermiyor öğrencinin” diyen birini duydum. Yanındaki kişi de “kırtasiyeler de kazansın” dedi.)

Kitap okumayı seven ve bu devirde herkesin haklı olduğuna inanan bir şahısım. Gereksiz bilgilerle beynimizin işgal edildiğine ve bu yüzden çağ deviren fikirler üretemediğimizi anlayan, eğitim sistemini baştan yazmak isteyen bir insanım. Ne demiş atalarımız: Önce eğitim!

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Eleştiri Kategorisinde Son Yazılar

Son Günlük

“Dermanım kalmadı. İnsanlar için çalışırken kendimden bir parça feda ediyorum. Artık tükeniyorum. Bir kere, bana, hasta

Kadına Şiddet ve Erkek

Günümüzde maalesef inanılmaz düzeylere ulaşan, ülkemizde de belirgin bir düzeyde bulunan, düşünemeyen kişilerin başvurduğu aptalca bir

İki Kitap Ve Uçurum Bahsi

Bu yazımda sizlerle, incelemesini yapmaktan vazgeçtiğim iki kitap hakkında konuşarak ve bu kitaplar arasında kurduğum bir

İnsan (!)

    Görme engellinin gözünden bakamadık. Onların gördüklerini göremedik, hissettiklerini hissedemedik, onların umut ettiklerini umut edemedik. Onlar

Yine Mükemmeliz

Her zaman olduğu gibi konuşuldu. Konuşuluyor ve konuşulacak. Bilmeden… Gerçeğin ne olduğunu görmeden, görse de gözlerini