Suyu Arayan Adam

Suyu Arayan Adam Kitap İncelemesi – Şevket Süreyya Aydemir

Geçmişi anlayabilmenin çeşitli yolları vardır. Bunların başında tarih bilmek gelir. Fakat tarih size her zaman derinlikli bilgi sunmayabilir. Resmi tarih yazımı çoğu zaman duygulardan, düşüncelerden ve insan psikolojisinden arındırılmıştır. Fakat insanlık tarihinin merkezinde insanlar bulunmaktadır. Dönemlere ait savaşları veya siyasi olayları bir tarih kitabı size anlatabilir. Fakat insanların kafasındaki düşünceleri nasıl öğrenebiliriz? Yahut bireyin kafasındakileri anlamadan geçmişi gerçekten anlayabilmiş sayılabilir miyiz? Tabi ki sayılamayız. İşte bu sebeple otobiyografik kitaplar çok değerlidir.

Anadolu toprakları çok çeşitli hayatlara ve maceralara konu olmuş bir coğrafyadır. Farklı dil ve kültürleriyle hayat bulan bu topraklardaki insanların dünyaya ait çok farklı hayalleri olmuştur. Osmanlı’nın çöküşü ve yeni cumhuriyetin kurulması safhasında büyük acılar atlatan Anadolu insanı, bu acılarla kavrulmuş ve farklı bir bakışa erişmiştir.

Şevket Süreyya Aydemir’in Suyu Arayan Adam isimli otobiyografik romanı, Osmanlı’nın çöküşü ve cumhuriyetin kuruluşu dönemini kavrayabilmemiz için çok önemli bir eser olarak karışımıza çıkıyor. Aydemir, bir otobiyografik roman yazarak aslında çok olağan bir şey yapmış. Çünkü Osmanlı tarihinin en buhranlı döneminde doğan yazarımız, yerinde rahat durmamış ve turan idealiyle başladığı yolda coğrafyalardan coğrafyalara atlamış, sosyalist olup Rus komüniterniyle ciddi ilişkilere girmiş ve en son tekrar kendi topraklarına dönerek aradığı suya ulaşmış. Farklı coğrafyalarda, inandığı değerlere dair bir sonuca varamayan Aydemir, en sonunda kendi ülkesinde bu amacına bir nebze ulaşabilmiştir. Bu kadar farklı düşünceler, savrulmalar ve daha birçok başka şey, belki dönemin şartlarında belki de Şevket Süreyya Aydemir’in kendi kişiliğinde bulunabilir. Bu yorumu başkalarına bırakalım.

“Derse başlarken İstanbullu başçavuşa dersi sadece dinlemesini, sual cevaplara katılmamasını söyledim. Sonra da askere sordum

-Bizim dinimiz nedir? Biz hangi dindeniz?

Hep birden:

-Elhamdülillah Müslümanız,

diye cevap vereceklerini sanıyordum. Fakat öyle olmadı. Cevaplar karıştı. Kimisi “İmamı Azam dinindeniz” dedi. Kimisi “Hazreti Ali dinindeniz” dedi. Kimisi de hiçbir din tayin edemedi. Arada:

-İslamız,

diyenler de çıktı ama;

-Peygamberiniz kimdir?

deyince, onlar da pusulayı şaşırdılar. Akla gelmez peygamber isimleri ortaya atıldı. Hatta birisi:

-Peygamberimiz Enver Paşadır!

Dedi…”

Önce hayatının ilk gençlik döneminden bahseden Aydemir, memleketi Edirne’de başlayan serüvenini anlatırken aynı zamanda dönemindeki Anadolu halkının durumunu da gözler önüne seriyor. Buradan İstanbul ve Anadolu’ya geçen yazarımız, cephelerde savaşıyor ve halkla iletişime giriyor. Halkın dini düşüncelerini, askerlerin döneme ait fikir yapılarını ve Turancılık gibi döneme damgasını vuran düşünceleri irdeliyor. Turancılık sevdasıyla Orta Asya’ya ve oradan da Moskova’ya geçerken, dönemin eğitime dair sorunlarını ve İttihat ve Terakki’yi anlatıyor. Aynı zamanda Rusya’daki Sovyet Devrimi ve ona dair olaylardan da yakinen bahseden Aydemir’in hayatı, en sonunda bir boşluğa düşüyor ve İstanbul’a geri dönüyor. Döndüğü zaman “profesyonel ihtilalci” adıyla Ankara ve Afyon’da hapis hayatı geçirdikten sonra Kadrocular hareketi çevresinde cumhuriyetin fikir sistemine dair çalışmış, iktisadi çözümler üretmiş ve memurluk yapmıştır.

Oldukça akıcı bir üsluba sahip kitabına ve savrularak yaşanmış bir hayata bunca şey sığdıran Şevket Süreyya Aydemir, bireylerin düşünce dünyasına girebilmemizi ve bu sayede geçmişi daha iyi anlayabilmemizi sağlıyor. Suyu Arayan Adam isimli bu kitabı herkese tavsiye ediyorum.

Bu kısa inceleme yazısını sonlandırırken, aynı Aydemir’in kitabını bitirdiği gibi bitirmek istiyorum. Epiktetos’tan alıntı yapan Aydemir:

-“Huzurun bir pahası var”.

Evet, onu ödemek lazım. Benim ödediğim paha, hayatımın hepsidir. Ama bundan üzgün değilim. Ödediğim bedel, ulaştığım kaynak için çok değildir. Çünkü bu kaynağın başında ben, yıllar yılı kaybettiğim en değerli şeyi, yani kendimi buldum.

Uzayzaman boşluğunda incir çekirdeğinin hacmi kadar bilgi ve düşünce kaplıyorum.
Ve ayrıca gece vakitleri güneş ışınlarını görebiliyorum...

Çeviri yazılarım tamamıyla benim fikrimi yansıtmayabilir. Genellikle, dünyanın Türkiye'ye olan bakış açısını gösterebilmek amacıyla çeviri yapıyorum.
Eleştirilerinizi ve fikirlerinizi yazıların altındaki yorum kısmına yapabilir veya iletişim sayfasından mail atabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

Savaş Atı Filmi

Tarihimize dönüp baktığımızda bizlere en çok yardımı dokunan atlardır. Savaşlara atlarla girmişiz

Her Şeye Rağmen

Eğer onu her görüşünde ritmini sebepsizce bozuyorsa kalbin… Mutsuz olduğun halde onu