Dünyanın sonunun nasıl geleceğine ilişkin birçok tartışma olmakla birlikte bu konuda en dikkat çeken iddia, kitle imha silahlarının kullanımına yöneliktir. Bugün bildiğimiz en etkili kitle imha silahı olan nükleer silahlar, bir devleti veya şehri tamamen ortadan kaldırabilecek güçtedir. Etki gösterdiği alan içerisinde canlı ya da cansız hiçbir şey ayırt etmeksizin her şeyi yok eden nükleer silahlar, dünyanın sonunu mu getirir bilinmez ama bu silahların keşif yolculuğu hemen herkesin merak ettiği konular arasındadır. Peki biz, nükleer silahlara daha özel olarak atom bombasına bilimsel bir ilerleme olarak mı bakmalıyız, yoksa bildiğimiz tek yuvamız olan dünyanın sonunu getirecek tehlike olarak mı?
İçindekiler
Atom Bombasının Keşif Yolcuğu ve Tartışmalar
Atom bombasının keşif yolculuğu birçok spekülasyonu, tartışmayı ve komplo teorisini de beraberinde getirmiştir. Bu denli güçlü ve etkili kitle imha silahlarının tartışılması elbette normal olmakla birlikte burada bilimsel ilerlemenin ve izlerinin doğru şekilde tespit edilmesi gerekir. Atom bombası ya da daha genel adıyla nükleer silahların keşif yolculuğu radyoaktivitenin keşfine uzanır.
Radyoaktivite, nükleer bozunma olarak da adlandırılır. Kabaca tanımı ise atom çekirdeğinin parçalanması şeklindedir. Radyoaktivitenin varlığı, ilk kez 1896 yılında Fransız bilim insanı Henri Becquerel’in uranyum üzerinde yaptığı çalışmalarca ortaya koyulmuştur. Becquerel ona başta “Becquerel Işınları” dese de daha sonra “Radyoaktivite” olarak tanımlamıştır.
Radyoaktivitenin keşfi, atom bombasının icadı için en önemli ve kritik dönüm noktasıdır. Başlangıçta bir kitle imha silahı olarak düşünülmese de keşfinden tam 34 yıl sonra 1930’lu yılların başında yüz binlerce insanı öldürebilecek bir silahın parçası olarak kullanılmaya aday görülmüştür. Atom bombasının ilk izleri 1911 yılında ortaya çıkmış ve radyoaktiviteden kitle imha silahları üretilebileceği tartışılmaya başlanmıştır.
İlk Uyarı: Einstein’dan ABD Başkanı Roosevelt’e
Nükleer silahların kullanımına ilişkin ilk spekülasyon Nazilerin Almanya’da hüküm sürdüğü dönemde başlamıştır. Hitler’in emri ile nükleer enerjiyi ölümcül bir silah haline dönüştürmeye başlayan Almanya, radyoaktiviteden bir nükleer silah yapmayı hedeflemiştir. Bununla birlikte Nazi Almanya’sının baskıcı yönetimi, birçok büyük Alman fizikçinin ülkesinden uzaklaşmasına sebep olmuştur.
Bu fizikçilerden biri de Albert Einstein’dır. Einstein, sadece Nazi Almanya’sının baskıcı tutumundan kaçmakla kalmamış, daha sonra “Russel-Einstein Manifestosu” olarak adlandırılacak bildiriyle atom bombası keşfinin nelere sebebiyet vereceğini de açıkça ifade etmiştir. 1940’lı yılların başında Einstein, doğrudan ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’e mektup yazarak Almanya’nın nükleer enerji denemelerini bildirmiştir.
Einstein’ın mektubunda en dikkat çeken detay, uranyum araştırmaları ve zincir reaksiyonlarına yönelik araştırmalar yapılması istediğidir. Aynı zamanda Hitler’in yeni geliştireceği silahı kullanmaktan çekinmeyeceğine de vurgu yapan ünlü fizikçi, tüm dünyayı nükleer enerjinin gücü hakkında uyarmış ve nelere sebebiyet verebileceğini açıkça belirtmiştir.
Manhattan Projesi ve Oppenheimer
Bilindik anlamda atom bombasının keşfi ise tam olarak Einstein’ın mektubundan sonra ABD tarafından gerçekleşir. Başlangıçta çok fazla dikkate alınmayan Einstein ve beraberindeki 21 bilim insanı, ABD tarafından ciddiye alınmış ve tıpkı onun mektubunda önerdiği gibi uranyum üzerinde çalışmalar başlamıştır.
ABD başkanının nükleer silah üretilmesine yönelik verdiği talimatla “Manhattan Projesi” aktif edilmiştir. Projenin başında daha sonra bilim dünyası ve insanlık tarihi açısından çok fazla tartışılacak olan ünlü fizikçi Robbert J. Oppenheimer vardır. Oppenheimer ve beraberindeki 5.000’e yakın fizikçi yaptıkları çalışmalarla 3 yıl gibi bir süre içerisinde ilk nükleer silahı kullanıma hazır hale getirmeyi başardı.
İlk Deneme New Mexico Çölü’nde
Nükleer silahın yeryüzüyle ilk temas ettiği an ise bilindiğinin aksine Nagazaki ve Hiroşima değildir. ABD Hükümeti, II. Dünya Savaşı sırasında atom bombasını ilk kez kullanmadan önce test yaparak bombanın etkisini gözlemlemiştir. Doğrudan ABD başkanının da katıldığı bu test töreni New Mexico Çölü’nde gerçekleştirilir.
1945 yılında geliştirilen ilk nükleer silah, tarihler 16 Temmuz’u gösterdiğinde New Mexico Çölü’nde ateşlenmiştir. ABD Başkanı Truman tarafından da takip edilen bu ateşlemede atom bombasının yıkıcı etkisi açık bir şekilde gözler önüne serilmiş ve ABD’nin onu bir savaş aracı olarak kullanmasına giden yolculuk, ilk kez burada başlamıştır.
Yeryüzünde İlk Kez Atom Bombası Kullanıldı: Nagazaki ve Hiroşima’da Neler Oldu?
ABD’nin II. Dünya Savaşı’na girişi temel olarak kendi inisiyatifi ile gelişmemiştir. 1941 yılına kadar dünyadaki bu büyük savaştan uzakta, kendi köşesinde kalan ABD, Japonların Pearl Harbour’u bombalamasıyla birlikte 7 Aralık 1941 tarihi II. Dünya Savaşı’na dahil olmaya karar vermiştir. Nükleer silah geliştirme süreci de bu karar doğrultusunda hızlandırılarak çalışmalara genişlik kazandırılmıştır.
Oppenheimer öncülüğünde ilk kez atom bombası keşfedildiğinde ABD’nin hedefi Almanya olmuştur. Bununla birlikte Hitler’in önemli ölçüde güç kaybetmesi ve Avrupa’da birçok yenilgiye uğraması ABD’nin fikir değiştirerek onu savaşa iten Japonya ile yüzleşmesine sebep oldu. Manhattan Projesi ile hayat bulan “Little Boy” ve “Fat Man” isimli iki atom bombasının hedefinde iki büyük Japon şehri olacaktı.
ABD, II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru hedefine büyük oranda Japonya’yı almıştı. 26 Mart 1945 tarihi başlayan bombardımanlarla ABD hava güçleri, neredeyse Japonya’nın tüm kentlerine bomba yağdırdı. Bu saldırılar bile 100.000’e yakın Japon’un ölümüyle sonuçlandı. Japonlar kamikaze saldırılarıyla ABD’ye cevap verse de arzu ettikleri kadar etki gösteremiyorlardı.
16 Temmuz tarihinde yapılan atom bombası denemesinden bir hafta geçmişken ABD, önce Japonya’ya uyarıda bulunarak savaştan çekilmesini talep etti. Japonya bu talebe olumlu cevap vermedi. Nagazaki ve Hiroşima yerle bir olmanın eşiğindeydi. Tarihler 6 Ağustos 1945’i gösterdiğinde ise sabah 8:30’da ABD Hava Kuvvetlerine ait B-29 tipi uçak Hiroşima’ya ilk atom bombasını bıraktı.
İlk bombadan 3 gün sonra 9 Ağustos tarihinde ise ikinci bomba, Nagazaki semalarında görüldü. İlk saldırıda 140 bin, ikinci saldırıda ise 70 bin sivil, anında öldü. Bu saldırıdan 6 gün sonra ise Japonlar savaştan geri çekilerek Nagazaki ve Hiroşima’daki büyük dramı toplamaya koyuldu. Tarihler 29 Ağustos 1949’u gösterdiğinde ise atom bombasının icadı yolculuğunun yeni bir dönemi başladı. O gün SSCB, Kazakistan semalarında kendi geliştirdiği atom bombasının ilk denemesini yaptı ve dünya çok büyük bir kırılma sürecine girdi.