siyasi lider

Demokrasimiz Siyaseten Ahlaklı Liderlerle Kurtulmayacak!

Ülkemizin çeşitli problemleri ve bu problemlerin herkese göre çeşitli çözümleri var. Genellikle ülke bazında bir problem ortaya koyulduğunda, bunun yegâne çözümü siyasi meselelerde aranıyor. Ya özünden ya da kirli işlere konu olmasından ötürü siyasetten hoşlanmayan insanların çözümleri daha çok eğitim ve bilim gibi apolitik konulara odaklanıyor. Fakat olayın özüne indiğimizde; eğitimin kalitesini eğitim politikalarına, bilimin yeterince üretken olamamasını siyasi hatalara bağlayabilmek mümkündür. Türkiye’deki beyin göçünün son yıllarda inanılmaz boyutlara ulaştığını resmi TÜİK verileriyle bile görebiliyoruz ve bu durumun siyasi sorunlardan dolayı ortaya çıktığına dair apolitik insanlar da dahil olmak üzere herkes hemfikir.

Bugün Türkiye’de hangi siyasi partiye sempati duyarsa duysun herhangi birine sorduğunuzda size siyasi yozlaşmadan veya siyasi ahlakın yoksunluğundan dem vuracaktır. Bu sorunların çözümüne dair herkesin siyasi bir adayı bulunmakla birlikte insanımız tarihi hafızasından hiçbir zaman silemediği bir hataya saplanıyor. Bu hata; lider kültünün varlığı ve ilkeli bir siyasetçinin Türkiye’yi sonsuza dek siyaseten istikrara sokacağına dair inançtır.

Burada şu soruyu sormak elzemdir: bizim batı demokrasilerinden ne farkımız var? Birleşik Krallık kökenli bir araştırma kuruluşunun verilerine göre 2019 yılı demokrasi indeksinde neden 110. sıradayız? Günümüz itibariyle bu listeye baktığımızda kendimizi batıyla değil tüm dünyayla kıyaslamamız gerektiği ortaya çıkıyor fakat olaya tersten bakmamız gerekiyor. Bu indekste neden batılı demokrasiler en yüksek puanları alıyor? Onların siyasetçileri daha ilkeli ve demokrasiye karşı ahlaklı insanlar mı? Düzgün insan oralarda daha çok mu bulunuyor? Tersten bakacak olursak, buradaki siyasetçiler daha az ahlaklı ve ilkesiz mi? Tam olarak sorun nerede?

Yazının başlığı bilerek kışkırtıcı atıldı. Türkiye’nin demokrasisini siyaseten ahlaklı ve ilkeli liderler kurtarmayacak. Zira batılı demokrasilerin sahip olduğu başarının kökeninde, insanlardan ilke ve ahlak ummamaları yatıyor. Toplumumuzun sahip olduğu lider kültü, ne yazık ki ülkemizin siyasetini olumsuz etkiliyor. İnsanlar liderlere göre düşünüyor, liderleri eleştiriyor, liderlere “tapıyor”. Bu da siyasetin sistemsizleşmesine ve olayların yalnızca figürlere bağlanmasına yol açıyor. Bu lider kültünden ötürü, sorunların çözümünde yalnızca ahlaklı ve ilkeli siyasi bir baş figürün rol oynayabileceği düşüncesi ortaya çıkıyor. Fakat ülkelerin siyasi sistemleri insanın doğasını göz ardı etme ve ilkeli siyasetçiler bekleme lüksüne sahip mi?

Siyasi sistemimizin artık gerçekten bir sistem olabilmesi ve siyasetçilerden medet ummaması gerekmektedir. İnsanlığa mâl olmuş bir ikilem vardır: insan doğasında iyi midir yoksa kötü müdür? Bu ikilemin kesin bir cevabı yok. Bu sebeple siyaseti yönlendiren insanlardan iyilik veya kötülük beklemek oldukça saçma. Siyasi denetim sistemleri sağlam olduğu taktirde siyasetçilerden ahlaklı olmalarını beklemek zorunda değiliz. Zira ahlaklı olmadıkları vakit makamlarında oturabilmeleri o şartlarda mümkün olmayacaktır. Bu durumda işini yapan hiç kimseye ek bir teveccüh göstermek ve siyasiler karşısında eğilmek zorunda kalmayacağızdır. Batılı liderlerin karşısında rahatça duran vatandaşları gördüğümüzde şaşırmamızın sebebi buradadır. Bunun sebebi toplumsal kültürden de öteye siyasi sistemin denetimsizliğinde yatıyor. Batılı siyasetçiler Türkiye’dekilerden daha ahlaklı veya ilkeli değiller. Türkiye’deki siyasetçiler ahlaksızlık ve ilkesizlik yaptıklarında hiçbir şey olmuyor. Batıdaki sistem ise gerek devlet mekanizmalarıyla gerekse toplumsal tepkiler ile siyasetçilerin hatasını affetmiyor. Bu yüzden istifa makamı Türkiye’ye ait değildir.

Bu gibi sebeplerden ötürü Türkiye ve bizim gibi ülkelerde yükseliş ve iyi işler her zaman geçici oluyor. Bireylerin inisiyatifiyle gerçekleşen pozitif sonuçlar yine onların etkisiyle ortadan kalkabiliyor. Bu yüzden Türkiye’de sürekli bir yükseliş-düşüş zikzakı çiziliyor, bu yüzden ülkedeki gençlerin enerjisi boşa harcanıyor, hayaller yıkılıyor ve nesiller birbirine küsüyor.

Türkiye bu yüzden bir bakıyorsunuz Kophenhag kriterlerini karşılamaya çalışıyor, bir bakıyorsunuz AB ile düşman, bir bakıyorsunuz Rusya’yı en büyük tehdit olarak görüyor, bir bakıyorsunuz Rusya ile en yakın müttefik oluyor, bir bakıyorsunuz Yunanistan ile ilişkileri güçlendiriyor, tekrar bakıyorsunuz Yunanistan ile ilişkiler kopma noktasına geliyor. Bunlar reelpolitiğin gereği değil, sistemsizliğin sonucudur.

Ülkemizi yönetenlerden iyilik veya kötülük bekleme lüksüne sahip değiliz. Zira iyilik bekleyen iyilik, kötülük bekleyen kötülük bulmuyor; dünya bir peri masalı değil. Demokrasi işte bu yüzden hem en kötü hem de en iyi yönetim biçimi. Bizim en kötü sistem olan demokrasiye değil en iyi sistem olan demokrasiye; yani sağlam bir denetime sahip sisteme ve kapsayıcı bir anayasaya ihtiyacımız var. Bu sebeple ülkemizin geleceği için siyasi sistemin ilkeli insanlardan medet ummayacak seviyeye gelmesi ve siyasi liderlerden ziyade sistemlerin ön plana çıkarılması gerekmektedir. Ülkemizin demokrasisini liderler değil sağlam bir siyasi sistem kurtarabilecektir. Peki bu çok büyülü görünen çözümü nasıl gerçekleştirebiliriz? Bunu bu yazı serisinin ilerleyen bölümlerinde kaleme alacağım.

Demokrasi ve Muhalefet Yazı Serisi

1) Günlük Siyaset Yorumunda Normatif İle Pozitif Kargaşası

2) Demokrasimiz Siyaseten Ahlaklı Liderlerle Kurtulmayacak!

3) Türkiye’deki Demokrasi Eksikliğine Bir Çözüm

Uzayzaman boşluğunda incir çekirdeğinin hacmi kadar bilgi ve düşünce kaplıyorum.
Ve ayrıca gece vakitleri güneş ışınlarını görebiliyorum...

Çeviri yazılarım tamamıyla benim fikrimi yansıtmayabilir. Genellikle, dünyanın Türkiye'ye olan bakış açısını gösterebilmek amacıyla çeviri yapıyorum.
Eleştirilerinizi ve fikirlerinizi yazıların altındaki yorum kısmına yapabilir veya iletişim sayfasından mail atabilirsiniz.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Politika Kategorisinde Son Yazılar

Sönen Kıvılcımlar

Kaybolan Kıvılcımlar     Bence bir ülke kendini her alanda geliştirmek ve refah seviyesini artırmak istiyor ise

Siyasi Yozlaşma Kültürü

Güç, iktidar, para… Bunlar ne kadar değerli olabilir ki? Bu kavramlar insanların mutluğundan ve refahından değerli

Nepotizm ve Günümüz

Nepotizm Tanımı Nepotizm sözcüğü Türk Dil Kurumunda ” Akraba ve yakın arkadaşları kayırma “ şeklinde geçer.[1]