Depresyon?!

2
Kayaları kelimeler olan gamdan dağlar kurup, sevda sözleri söylemeliyiz şimdi.* Bilincimizde zula ederek taşıyacağımız yük çok ama hepimiz yorgunluktan şikayetçiyiz .Ayarlarıyla oynadılar çünkü vicdanımızın.Kazmayı dibimize vurdular. Derine en derine..Sözlerimizi değil düşlerimizi; bedenlerimizi değil ruhlarımızı sömürdüler bizim.  
Öylece kalıyoruz şimdi. Ne bir adım ileri, ne bir adım geri. Tek sığınağımız gökyüzü şimdi. Önümüzdekiler göğsümüzden arkamızdakiler sırtımızdan vuruyor. 
Bir sarkaç gibi bir sağa bir sola sallanıyoruz. Kah yaklaşıyor, kah uzaklaşıyoruz.
Sarkaç olup sallanmak ortak noktamız.Var ile yok arasında, hep ile hiçin kavgasında, sallanıyoruz bir sarkaç gibi. Bu sallantılara kimi zaman şükürle,  çoğu zaman sitemle ve nedenler le eşlik ediyoruz.  Kimi sorguladığımızı bilmeden
 Ama önemli olan, insanı insan yapan, bu sallantıdan çok o sarkacın asılı olduğu yerdir. Ruhumuzun özüne asılı sarkaçlarla açarız dünyaya gözlerimizi. Tam da bu sebepten önemi yoktur ne tarafa sallandığımızın. Özünde asılıdır o sarkaç taa derinde.
Nedir öz, nerededir? 
Babasız bir kızın özleminde,
Kocası şehit olan genç kadının gözlerinde,
Üstü başı yırtık sokak çocuklarının gözlerinde, 
Çaresiz ve yalnız bir ananın yanan yüreğinde,
Tüm kötülüğe sevgiyle karşı çıkanların direnişinde, 
Bizi baştan ayağa ıslatan yağmurun damlasında, 
Taze fidanları sulayan suyun akışında, 
Güneşin doğuşunda ve bittabi batışında.
Sarkaç sınavıdır bu. Özümüzden kopup kopmama sınavı. Öyle ki koparsa birgün sarkaç o özden, sallanmayı özler yürek. Unutur kaybolur dağılır. Kimliksizleşmeye başlar o an, hemde farkına bile varmadan.   Aldığı nefes bile ondan bağımsızdır artık, attığı adım söylediği söz hatta hayalleri bile. 
Adına depresyon dedikleri şey eskilerin deyimiyle gönül yorgunluğu bu özden kopuş,  unutuluşlu dağılış, arayıp bulamayış olmasın sakın…

 

*Adil Erdem Beyazıt 

 

 

 

 

Düşler ülkesinden bir kaza sonucu sevgisiz insanlarla dolu dünyanıza düstüm. Kim oldugumu sorarsanız "Biraz rüzgarım biraz dalga" şairin dediği gibi. Aslında belki kendimi arıyorum ben de burda. Yaşım konusunda da farklı düşünceler var ama ben hepinizle akranım. Burdan çoğu zaman düşler ülkesine olan özlemini paylaşıyorum sizlerle. Herşeyin yeterince gerçek olduğu bu dünyada biraz da olsa hayallerimize sahip çıkalım ne dersiniz ? Unutmayın insan kardeşlerim: "İnsan Sevgi İle Yaşar "

2 Comments

  1. Özümüzdeki sarkaçtanmış tüm bu gitgeller… Teşekkürler sayın yazar…
    İnsanın özünü niteleyebilecek bir sıfatı daha bize kazandırdığınız için…

  2. Sarkaç gibi gerçekten. Sallanıp duruyoruz bilhassa çoğumuz Akıl ve Kalp arasında gidip geliyoruz sanırım. Bir yerde sabit durmaktansa sabit bir yerde sallanıp duruyoruz. Aslında en güzeli bu. İp kopmadığı sürece…Demiş ya Hazreti Mevlana pergel gibi sabit bir yerdeyim diğer kısmımla tüm alemi gezerim. Sevgili yazar bu sözlere sebep olan teşekkür ederiz tekrardan.

Yorum bırakın

Your email address will not be published.

Edebiyat Kategorisinde Son Yazılar

Sen De Sevebilir Misin?

Bir kere yıkıldı mı hayallerin kalbin kırılmaz aslında, kırıklar birer ufak cam parçaları gibi küçük küçük

Doğum Günü

İçimde bu semte dair en ufak bir sevgi kırıntısı bile kalmadı artık. Çocukluğumdan kalan son izleri de söküp atmışlar.

Menevişlenen Rüya

Sabah yüzüne vuran güneşle uyandı. Kollarını iyi yana açtı, dünyayı kucaklayacakmışçasına gerindi. Yıllardır çocuk bekleyen bir

Bir Çayın Hikayesi: Dem

Bizim çay     Çoğumuzun neredeyse her gün içtiği, bazılarımızın da abartarak sevdiği çay, bizim için sadece

Yeşil Elmalar – Nazım Hikmet

Tesadüfen girdiğim bir kitapçıda en sevdiğim şair Nazım Hikmet’in romanlarıyla karşılaştım. “Yani sen elmayı seviyorsun diye