Ne Kadar Da Az Şükrediyoruz

Kategori: Deneme

Çalan alarmının sesiyle açıldı gözleri henüz güneşin doğmaya hazırlık yaptığı sabaha. Huzurun sesini dinliyordu. Hayye ales-salâh (Haydi namaza) diye davet ediyordu uyuyan bedenlere ebedi yurdumun üstünde inleyen ses. Ardından gelen Hayye alel-felah (Haydi kurtuluşa) ile kurtuluşa çağıran sese sadece birkaç evin ışığı yanarak yanıt verdi. Ne garip! Gecenin bir vakti arayan olsa hayırdır İnşaAllah, bir şey olmasa bu saatte arayan olmaz diyen bizler; her gün kurtuluşa çağıran Rabbimizin çağrısına sağır olmuşuz. Namaz uykudan hayırlıdır nidası bedeni uykuyu tarif ederken, şu zamanda öyle bir uykuya dalmışız ki günde beş defa namaz uykudan hayırlıdır nidası manevi uykudan uyanmak için söylense kâfi gelir mi bilmiyorum, diye içinden geçirdikten sonra besmelesini çekip yöneldi abdest almak için banyoya. Su değdikçe her uzvunun bir köşesine, akıyordu kirler. Sadece gözle görülür kirler mi vardır, görmediğimizi gören Rabbimiz günah kirlerinden abdest ile arındırır kulunu.

Namazdan sonra semaya açılan elleriyle duasını ettikten sonra âmin diyerek elleriyle buluşan yüzünde güneşin imreneceği bir parıltı vardı. Az sonra doğan güneş ilk ışıkları ile selamladıktan sonra kendisini mutfağına geçti ve kahvaltısını hazırlamaya başladı. Ocakta tavada ısınan yağa atmak için ince ince doğruyordu kırmızı kırmızı domatesleri. Bir parçasını ağzına atıp yavaş yavaş çiğnerken küçücük çekirdekleri ile beraber doğradığı domatesleri tavaya bıraktı. Nice besinler küçücük bir tohumun içindeki çekirdekte saklı olan rahmetin yansıması ile koskoca yükseklikte ağaçları taşıyorlar. Her besin her yiyecek insanın damak tadına, sindirim metabolizmasına, emilim kanallarından geçebilecek molekül yapısına sahip ve şu anda çeşitli yolaklardan geçerek bu işi yapabilmem için harcadığım enerjinin karşılanması pahasına eksiksiz bir şekilde, kusursuz bir nizam ve intizam içinde yaratılmış diye düşündükten sonra Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etti.

Masayı hazırlayıp kahvaltısı için sofraya oturdu. Kalan son bayat ekmeğini çıkardı poşetten. Kimimiz taze ekmekten başka ekmek yemem ben derken, nice çöpe atılan ekmekler israf felaketine teslim edilirken O; geçen sene Arakan’da üç gün tek lokma bulamayan çocukları, Afrika’da bir yudum suya muhtaç olan insanları ve açlıktan karnına taş bağlayan Allah’ın kulu ve elçisi olan Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz’i düşünüp gözünden akan bir damla yaşla teslimiyet içerisinde sonsuz şükranını bildirdi Rabbimize… (devamı gelecek İnşaAllah)

Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. (Fatiha suresi 2. Ayet)

Dünyanın başkentinden (İstanbul) Türkiye'nin başkentine gurbete gelen ben. Geldiğimden beri her şeyin gurbetini yaşar olmuş bedenim. Gönlümü aşkıyla yaralayan Sevdiğim'e Ah seslenişlerimdir çoğu yazım. Vah vah edecek sözde sevgililere eyvallahımız yok bizim. Onlar için ibret, gerçek sevenler için yürekten kelimelerdir kalemimden akan. Çok sevdiğim, eserlerini okumaktan daima keyif ve bir o kadar da ibret aldığım Sinan Yağmur'un imza gününde imzalattığım kitabına yazdığı şu sözlerle sesleniyorum kendime, hakiki aşkı arayana, aşkı için yanana: "Her köz ateş, her kadın gönlüne güneş olmaz. Önce YAN!"

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*