bird box

Bird Box Filmi İncelemesi

Gerilim filmi sevenler buraya. Bu aralar çok ünlendiği ve reklamlarına sık rastladığım bir filmi paylaşmak istiyorum. İzlerken bütün kaslarımın kasıldığını uzun süre sonra fark ettiğim bir film. Sonunda verdiği mesajla da insanı normal dünyaya döndüren ve -benim gibi gerilim filmi sevmeyen birine bile- bu kadar süre boşuna gerilmemişim dedirten bir filmdi. Netflix yapımı ve yaklaşık iki saat süren Bird Box filmini  önerdiğimi şimdiden söylemeliyim. İnternetten okuduğum kadarıyla bir romandan çeviriymiş. Kitabı hakkında da güzel yorumlar okudum, konu itibariyle de güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum ancak okumadığım için yorum yapamıyorum.

Film, gözleri bağlı yalnızca bir kadın ve iki çocukla başlıyor. Çevrede başka kimse yok. Kadın çocuklara hayatta kalabilmeleri için yapmaları gereken şeyleri anlatırken, filmin başında, gerilmeye başlıyorsunuz. Tabi sonra bu duruma gelmelerini anlatmak için beş yıl öncesine gidiyorlar.

Başrolde Malorie (Sandra Bullock) hamile ve gününün çoğunu resim yaparak geçiren bir kadın. O gün, yani kabul edemediği hamileliğinin kontrolüne gittiği gün, kendi kendini öldürmeye çalışan bir kadını görüyor. O zaman herkes televizyonda gördüğü haberlerin başına geldiğini fark ediyor. Yetkililerin ne olduğunu bulamadığı toplu intiharların artık onların bölgesine de ulaştığını fark edip Malorie ve ablası oradan hızlıca uzaklaşmaya çalışırken ablası bir şey görüyor ve kaza yapıyorlar. Arabadan çıkan Malorie, ablasının intihar ettiğini görüp şehirdeki tüm insanlarla birlikte kaçıyor. Onu evine alan insanlar sayesinde kalabalığın içinden sıyrılıyor ve başına gelecekler tamamen değişiyor.

Film fazla bilinmeyenlerle dolu ve birçok şeyi izleyicinin hayal gücüne bırakıyor. Bu bazıları tarafından eleştirse de benim hoşuma gitti diyebilirim. Çünkü boşlukları doldurması ve beklentinin sürekli devam ediyor olması sıkmadan uyanık tutuyor. Ama benim asıl etkilendiğim ve izledikten sonraki günlerde de aklıma gelen filmin sonundaki mesaj oldu. Bu kadar gerçek dışı bir filmle, dünyadaki en gerçek şeylerden birinin farkındalığını vermek güzel bir film ortaya çıkarmış. Bazı şeylere o kadar alışmışız ve empati yapmayalı o kadar çok olmuş ki, bunu filmi izleyip yaşarken anlıyorsunuz.

 Tabi ki sonundaki mesaj ve boşlukları doldurmak izlemek isteyenlere kalsın. İyi izlemeler

Ankara'ya hapsolmuş bir İstanbul aşığıyım. Peki bundan şikayetçi miyim? Hayır. Çünkü ben mutluyum. Mutlu olmadan yapılan hiçbir şeyin doğru olmadığına inanan bir insanım. Mutlu insan umutludur, umudu olansa mutludur.

"İnsan; denizin olmadığı yerde, umut adına, martı olmalı." N.H.R

2 Comments

  1. Yazınızın ilk paragrafını okuduktan sonra yarıda bıraktım ve filmi izledim. Öncelikle yazınıza vermiş olduğunuz emeğinize sağlık ve teşekkürlerimi iletmekten mutluluk duyuyorum. Filmi izledikten sonra Yazınızın devamını okudum ve dediğiniz gibi sonundaki mesaj gerçekten çok güzel ve önemliydi. Beş duyu organımızın ve özellikle filmde üstünde durulanın bir kez daha bize bahşedilmiş mükemmel kusursuz bir nimet olduğunu hatırladım. Şükürler olsun Rabbime dedim. Sıkılmadan sonunu merak ederek izlediğim filmlerden biriydi.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Blog Kategorisinde Son Yazılar

Bir Demet Papatya

“Mutluluk;  Elin erişebileceği papatyalardan bir demet yapma sanatıdır.”  -Bob Goddard      Papatya

Sevgiliye

İnceden elenir söylenecek sözler, Ve sanılır şairin her sözü şiir. Alıp götürür

Magna Carta Nedir?

Magna Carta (veya Magna Carta Libertatum), Latince kökenli iki kelimeden oluşur. Büyük