Tik Tok! Kapınız değil, gizliliğiniz çalındı!

in Eleştiri Yazar:

Google babaya tik tok yazdıysanız ve bir rüzgâr yeli sizi bana getirdiyse ya bir ebeveynsiniz ya da 12 yaşında bir çocuk. Konumuz aslında çok derin! Tik tok deyip geçmeyin çünkü binlerce genç -diyemiyorum-  çocuk kısa da olsa bir anlık bir ün için neler yapıyor. Çocuğunuz okuldan eve döndü, odasına girdi ve uyuyana kadar yemekten başka bir şey için çıkmadı; bir zahmet telefonunda ne yaptığına bakın. “Bir an için ünlü/popüler olma furyası” tam benim canımı sıkmaya başladı ki,  geçenlerde rastgele bir kaynaktan okuduğum “Tik Tok uygulaması mahkemeye verildi.” haberiyle  güzel bir oh! çektim. Neden verildiği ise, bu uygulamanın askeriyede kullanılması ve askeri personelin psikolojisini olumsuz etkilemesiymiş; bu beni, çocukların bu programla kendini internetin zalimliğine atmasından daha az ilgilendirdiği için; sizlere, örneklerle çocuklarınızı neden bu uygulamadan korumanız gerektiğini anlatacağım. Buyurun izninizle başlayalım.

Her şeyi en başa saracak olursak, bu uygulamaların kökünde “Vine” adlı bir uygulama var. Bu uygulama 24 Ocak 2013’te Twitter adlı internet sitesinin bir uygulaması olarak kuruldu. Bu uygulamada sadece 7 saniyelik videolar çekip arkadaşlarınızla ve takipçilerinizle paylaşabiliyordunuz.  “-Dunuz” dedim çünkü 17 Ocak 2017’de kapandı. Bu 7 saniyelik videolar başlangıçta biraz acemice olsa da yetenekli insanlar kendilerini burada göstermeye başladı ve milyonlarca takipçi kazandı. Ayrıca bu dönem bir önceki yazıma atıfta bulunaraktan birçok “meme” ortaya çıkmasına yol açtı. Örnek verecek olursam;

Gördüğünüz gibi çok da uygunsuz içeriği olmayan komik videolar topluluğu. Ancak bu uygulama gelecekte kurulacak olan diğer platformlar için zemin hazırladı. Hani güzel bir eylemde bulunursunuz ama bu eylem sonrasında çığ gibi büyüyen kötü olayları getirir ya işte ipin ucunun kaçtığı yer burası.

Gezi Parkı olaylarını, Twitter üzerinden takip eden ama göremeyen Kayvon Beykpour, canlı yayın yapabilmenizi sağlayan bir uygulama fikri ile 2014 yılında Periscope adlı uygulamayı arkadaşları ile birlikte yaptı. Belki hatırlarsınız, Ekim 2015’te Ayşenur Balcı bu uygulamada üstsüz bir şekilde canlı yayın yapması ile magazin haberlerine konu olmuştu. Kimdir derseniz, Acun Ilıcalı’nın Tv8 programlarından biri olan, adı sonradan “İşte Benim Stilim” diye değiştirilen programda bir yarışmacı idi. Bu uygulama 2015 yılında Twitter tarafından 1.5 milyon dolara satın alındı ve sonrasında yine kapatıldı. Kapatılmasının sebebi ise Süper Toto Lig müsabakalarının bu uygulama üzerinden canlı yayın yapılmasıydı. Digitürk’ün mahkeme açması ile ülkemizde kullanımı durduruldu.

Vine, Ocak ayında kapatıldı. Bu içeriğin tüketicileri ve içerik üreticileri boşa düştü ki hemen aynı senenin Kasım ayında Musical.ly diye bir uygulama piyasaya sunuldu. Bu boştaki insanlar hiç zaman kaybetmeden uygulamaya doluştu. Ancak bu sefer uygulama amacının dışına çıkmaya başladı. Müzik videolarına Lip-sync yaparak yani playback (banttan çalma) ile içerik üretilmeye başlandı. Sonrasında film replikleri banttan çalınarak içerik oldu, vs. vs. Şimdi bunun neresi sorun diye soruyorsanız çok basitçe, “yetenekli insanlar” keşke sadece yeteneklerini sergileseler. Bunun hakkında video koymak istemiyorum çünkü yazının amacı dışına çıkmasını istemiyorum, çok merak ediyorsanız kolayca arayıp bulabilirsiniz.

Son olarak beni hayattan soğutan şu nalet Tik Tok adlı uygulamaya gelelim. Bu güne kadarki yapılmış bu tarz uygulamaların birleşerek, bir baş kötü oluşturmuş hali gibi yorumluyorum bu nalet şeyi. Olay ne biliyor musunuz? Herkes içerik üretebiliyor bu uygulamada yani telefonu ve internet erişimi olan herkes! Sonuç; uygunsuz giyinip, yüzlerine boya badana yapıp, bilmem ne dansı yapan şahıslara özenen, küçük yaştaki içerik tüketicileri ve üreticileri için ölçüsüz bir platform. Tamamen kontrol dışı bir uygulama ki bunun kontrolsüzlüğün en büyük sebebi dikkatsiz, ilgisiz ve bilgisiz anne babalar. Bu konu en iyi örneklerle anlaşılır.

Şimdi bir iki dakika dayandıysanız ve izlediyseniz size bu videodaki kişilerin çoğunun reşit olmadığını söylemeliyim. Şimdi bu kontrolsüz uygulamada doğal olarak daha küçük çocuklar da var ve onlarda içerik üretme imkânına sahip örneğin aşağıdaki gibi.

Şimdi neden çocuklarımızı bundan korumalıyız konusuna gelirsek, her şeyden önce bu videolar internette saklanıyor ve silmek istediğiniz zaman silemiyorsunuz yani sizin “komikçe” dans ettiğiniz video herkeste bulunuyor. İşin daha korkutucu ve karanlık tarafına gelirsek bu uygulamayı sadece gençler ve çocuklar kullanmıyor, anladığınızı umarak devam etmiyorum. Son olarak ise tüm gizliliğinizi kaybediyorsunuz çünkü burası internet ve sizin bilmediğiniz, düşünmediğiniz herhangi bir şeyi bir başkası biliyor, düşünüyor emin olun. Yakın zamandan örnek vereyim, bonbibonkers adlı bir kızın (gerçi kendisini erkek olarak tanımlıyor o konu başka yazıya) takipçileri videolarındaki arka planlardan, güneşin açısı ve mevsimden hangi ülkede yaşadığını sonra hangi şehirde ve daha sonra hangi mahallede hangi binada yaşadığını buluyorlar ve internette yayınlanıyor. Bu olaya “doxxed”  deniliyor. (kişisel bilgilerin resimlerin videoların internette bir başkasının sizi deşifre etmek amacıyla yaptığı paylaşım, ifşa) Bunun sonucunda hemen video çekme işine son veriyor.

Sonuç olarak internet sizi affetmez. Yaptığınız bir hata, bir utanç verici sahne, sizin yakanızı bırakmaz, yıllar sonra sizi bulur. Ancak, bunu çocuklarımız öngöremez. Nitekim çocuklarımızı kendileri dâhil bu tür uygulamalardan korumalıyız. Nasıl koruyacağız sorusu ise tamamen size ait. Telefonu almalar, konunun ciddiyetini anlatmalar, bacağından asmalar(!)… Sağlıcakla…

    • Artık kapansa bile bir şey değişeceğini düşünmüyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi büyük datalar topladılar ve yazıda geçtiği gibi birisi kapandıkça bir sonraki versiyonu gelen yazılımlar bunlar. Uygulamayı yapan kişiler kitlenin neyi arzuladığını ellerindeki datalarla çok iyi öğrendiler. Bence geri dönülemez bir şekilde böyle devam edecek gibi. Birisini kapatsak bile hemen arkasından başkasının geleceği kesin gibi bir şey. Toplumsal bir bilinçlendirme kampanyası bizim için daha doğru bir çözüm kaynağı gibi duruyor. Her şey için kamu spotu var bence bu konu hakkında da bir kamu spotu yapılabilir.

      • Selim bey çok haklısınız. Bu uygulamalar adeta grip gibi surekli başka bir isimle tekrar tekrar gündeme geliyor. Bu uygulamaları kapatmak ateş düşürücü ilaç, halkımızı egitmek ise aşı gibi olacaktır.

Bir cevap yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*